Terörizmin Türkistan’daki Uzak Hedefi: Kazakistan
22 Ekim 2015
Rusya Federasyonu’nun Suriye’deki Fiilî Varlığı Ortadoğu’yu Yeniden Şekillendirecek mi?
22 Ekim 2015

“Benzerlikler ve Farklılıklar Ekseninde” Alevîlik Zerdüştlük’ün Devamı mıdır?

1. Giriş

Zerdüştlük, adı kurucusu Zerdüşt’e (tahminen M.Ö. 6. yüzyıl) izafe edilen eski İran dinlerinden biridir (Gündüz, 2007:507). Zerdüşt inancının merkezini ateşin kutsallığı teşkil eder ve bu bakımdan “Ateşperestlik” ve “Mecûsîlik” gibi farklı adlarla anılır. Bu din, tarihte geniş bir alana yayılmış ancak İslâm’ın zuhurundan sonra etkisini büyük oranda kaybetmiştir. Günümüzde İran’da, Hindistan’da ve değişik Avrupa ülkelerinde az sayıda bağlısı bulunmaktadır.

Geçmişten beri bazı çalışmalarda Zerdüşt’ün Kürt ve Zerdüştlük’ün bir Kürt dini olduğu iddia edilmektedir. Özellikle Tuncelili (eski adıyla Dersimli) Alevîler üzerinden Alevîlik, Zerdüşlük’ün bir devamı olarak takdim edilmiş, böylece “Kürt Alevilik’i”ne açılan kapı, Alevilik’in bir Kürt yaratması olduğu iddiası ile sonuçlanmıştır. Meselâ M. Nuri Dersimi’ye göre Dersimliler, “Arya dini olan Zerdüşt inancının izleyicileri”dir (Dersimi, 1997:10). Yine ona göre Dersimliler; Alevî, Bektaşî, Şiâ adları adında aslında Zerdüşt dininin inançlarını sürdürmüşlerdir (Dersimi, 2004:73).

Cigerxwin’e göre, Zerdüşt adının doğrusu Zardeşt’dir. Kürtçe’de zar lisân, dil; deşt ise doğru, düz anlamına gelmektedir. Böylece Zardeşt, “doğru söyleyen, doğru söylemiş” (peygamber) demektir (aktaran Medyalı, 1991:23).

Etnikçiliğin önemli ideologlarından İsmail Beşikçi şöyle demektedir: “Alevîlik, Yahudilik gibi, Hıristiyanlık gibi, Müslümanlık gibi, Budizm gibi farklı bir dindir, farklı bir inançtır. Yahudilik nasıl Müslümanlık değilse, Hıristiyanlık nasıl Müslümanlık değilse Alevîlik de Müslümanlık değildir. (…) Alevîlik Mezopotamya kökenli, Zerdüşt kökenli bir inançtır. Ezidîlik ile çok yakın bir benzerliği vardır. Fakat Alevîlik sanıldığının tersine Orta Asya kökenli, Şamanizm kökenli bir inanç değildir.” (Bayzan, 2008:185).

Konuyla ilgili çalışanlardan Medyalı, Zerdüşt’ün Medlerin Magi aşiretinden geldiğinden ve Medlerin de Kürtlerin ataları olduğundan hareketle, Zerdüşt’ün Kürt, Zerdüştlük’ün ise Kürt nitelikli bir din olduğunu iddia etmiştir (Medyalı, 1991:17-22).

“Kürt Alevilik’i”nin ateşli savunucularından Cemşit Bender oldukça ileri iddialarla karşımıza çıkmaktadır. İddiaya göre Zerdüşt Kürt kökenlidir (Bender, 1993:98); ancak bu gerçek Türk yazınında ve bilim dünyasında hep göz ardı edilmiştir. Çünkü Zerdüşt Medlerin Magi aşiretinin bir evladıdır ve Kürtlerin kökeni de Medlere dayanmaktadır (Bender, 2000:115). Dolayısıyla Zerdüşt dini Kürt halkının yarattığı bir dindir. Zerdüştlük, Kürt yaratmasıdır (Bender, 1993:408).

Bender; “halk ozanlığı” ile ilgili bir yorumunda (!) şöyle demektedir: “Halk ozanlığının gelişmesinde en önemli etken Kürtlerin, Gutilerden, Kassitlerden, Mitannilerden, Medlerden süregelen geleneksel sanat anlayışının oynadığı rol kadar, eski dinsel törelerin (Zerdüştlük ve Yezidîlik gibi) ve İslâmiyet’in kabulünden sonra da Alevîlik ve Şiîlik bünyesi içinde düzenlenen şiir, söyleşi, raks ve müzik toplantılarının büyük katkısı olmuştur” (Bender, 2000:105). Yine ona göre; “Dersim yöresinde yaşayan Kürt halkı Zerdüşt inancının kurallarını hâlâ uygulamakta, nurun kesin zaferine, karanlığın ve fenalığın kesin yenilgisine inanmakta, bu inançlarını Bektaşîlik, Alevîlik ve Şiâ şekilleri altında korumaktadır” (Bender, 2000:101).

Bir dönem sözde “Sürgünde Kürdistan Parlamentosu üyesi” ve “Kürdistan Alevîler Birliği” başkanı olan Ali Haydar Cilasun’a göre ise; “Alevîlik, bir Kürdistan inancıdır.” “Gerçek Alevîlik, Kürdistan yurtseverliğidir” (Bayzan, 2008:204).

Alevîlik’i Zerdüştlük’ün bir devamı olarak gören ve bu konuda birkaç da kitap kaleme alan E. Xemgin şöyle demektedir: “Süreç içerisinde İslâmiyet’in zaferini kabul etmek zorunda kalan bölge halkının belirli kesimi Mazda dini inancı ve Zerdüşt öğretisinin yaşam felsefesindeki kültürel ve inanç değerlerini İslâmiyet kılıfı altında yaşatmaya çalıştı. Günümüze kadar bu durumlarını devam ettiren halk kesimi kendilerine Alevî demektedir” (Xemgin, 2011:11-12). Yine aynı yazar başka bir yerde şöyle demektedir: “Esas olarak dikkatlice incelendiği takdirde Alevî ve Bektaşîliğin temel ilkeleri ile düşünce temellerinin Mazda dini inancı ve Zerdüşt öğretisinden alınıp İslâmiyet içerisinde İslâmî maske ile kapatılarak işlenmesinden başka bir şey olmadığı, zamanla başkaca dinî ve kültürel değerlerden çok az etkilenmiş oldukları açık bir şekilde görülür” (Xemgin, 2011:122; 2012:143). Çünkü iddia sahibine göre Zerdüşt, Medlerin Maj kabilesindendi. Maj kabilesi ise bugün de varlığını sürdüren Kürt Mukri aşiretidir (Xemgin, 2011:80).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir