Das Kapital’den Kapitokrasi’ye
22 Ekim 2015
Ekim 2015 Sayı 174 Editörden
22 Ekim 2015

İnfografya: NATO’nun Siber Güvenlik Politikasında Kırılma Noktaları

Soğuk savaş dönemi boyunca simetrik bir düşmanı bulunan ve Ortodoks güvenlik anlayışıyla hareket eden Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO), Kosova Savaşı’nda mâruz kaldığı siber saldırılar neticesinde bu anlayışını modernize etmek mecburiyetinde kalmıştır. Özellikle sırasıyla 11 Eylül saldırıları ve bir NATO müttefiki olan Estonya’ya yönelik siber saldırılar, NATO ve üye ülkeleri siber tehditler ve siber güvenlik konularında daha fazla ihtiyatlı olmaya yöneltmiştir.

En genel anlatımla “siber güvenlik”, siber uzayda kurum, kuruluş ve kullanıcıların varlıklarını korumak amacıyla kullanılan araçlar, politikalar, güvenlik kavramları, güvenlik teminatları, kılavuzlar, risk yönetimi yaklaşımları, faaliyetleri eğitim ve teknolojiler bütünü şeklinde tanımlanabilir.1 Siber güvenlik olgusunu var eden “siber tehditler” ise kötü niyetli olarak bir bilgisayar ağını ya da sistemini akamete uğratma çabası şeklinde tanımlanabilir.2 Son olarak bu iki olgunun yer aldığı siber uzay ise NATO tarafından şu şekilde tanımlanmaktadır: “Bilgisayarlar ve bilgisayar ağlarının ortaya çıkardığı; insanlar ve bilgisayarların bir arada bulunduğu ve çevrim içi faaliyetlerin tüm yönlerini içeren sayısal bir dünyadır.”3

Bu infografik metinde NATO’nun 1999 yılında Kosova’da Sırp güçleri bombalarken kendisine yönelik düzenlenen siber saldırılar ile başlayan yaklaşık on yıllık siber savunma politikasındaki kırılma noktalarını kronolojik olarak incelenmiştir.

Çeçen Savaşı (1994 – 1996)

Soğuk savaşın bitmesinden kısa bir süre sonra Çeçenler Rusya’ya karşı bağımsızlık mücadelesine başladığında Rus birlikler 1994 yılında Çeçenistan’ın başkenti Grozni’ye müdahalede bulunmuşlardır. Müdahale başlamadan önce Ruslar, Çeçenlerle başlayacak olan çatışmaların kısa süreceğini düşünmüşlerdir; ancak çatışmalar başladıktan kısa bir süre sonra Çeçen savaşçılar, öldürdükleri Rus askerlerin fotoğraflarını internete yüklediklerinde durum hiç de Rus birliklerin düşündüğü gibi olmamıştır.4 İnternette çocuklarının ölü fotoğraflarını gören Rus anneler vakit kaybetmeksizin bir araya gelerek bu çatışmaların durması için kamuoyu yaratmışlardır. Bu durumun faydasını fark eden Çeçen savaşçılar ise interneti her geçen gün daha kapsamlı kullanarak aslında bugünkü sosyal medyanın ilk adımlarını atmışlardır. Bu durum aynı zamanda NATO için önemli bir işaret fişeği olmuştur; çünkü statükocu soğuk savaş zihniyetinin izlerini taşıyan NATO, yakın zamanda somut bir düşmandan ziyade soyut bir düşman ile karşılaştığında ne yapacağına dair hazırlık yapmamıştır. Takip eden süreçte NATO’nun böylesi bir duruma hazır olmadığı Kosova Savaşı sırasında anlaşılmıştır.

Kosova Savaşı (1998 – 1999)

Rus birlikler ile Çeçen savaşçılar arasındaki çatışmadan sâdece beş yıl sonra Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’nden bağımsızlığını isteyen Kosovalılar ile Yugoslavya kimliği altında bunu durdurmaya çalışan Sırp güçler arasındaki çatışmanın giderek büyük bir felâkete dönüşmesi üzerine NATO, 1999 yılının Mart ayında Sırp güçlere yönelik hava saldırılarına başlamıştır. 7 Mayıs 1999 tarihinde ABD Hava Kuvvetleri tarafından düzenlenen hava saldırısında yanlışlıkla Belgrat’taki Çin Büyükelçiliği’nin vurulması üzerine üç Çinli gazeteci hayatını kaybetmiş, büyükelçilik binası ise hasar görmüştür.5

Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton, bu olayın bir kaza olduğunu belirtip Çinli resmî makamlardan özür dilemişse de gerek Çin Hükümeti gerekse Çin kamuoyu bu olayın kasıtlı olduğunu düşünmüşlerdir. Takip eden süreçte hükümet destekli Çin kızıl hacker grubu NATO’nun ve ABD’nin birçok önemli internet sitesine siber saldırıda bulunmuştur.6 Çinli hackerler kadar Sırp hackerler da ciddî siber saldırılarda bulunmuşlardır. Bu saldırılarda NATO’nun merkez karargâhında içinde e-mail sunucusunun da yer aldığı yaklaşık yüz sunucu kilitlenmiştir.7 Bu sebepten NATO ne kendi içerisindeki online koordinasyonu sağlayabilmiştir ne de üye ülkelerle olan online ilişkisini muhafaza edebilmiştir. Çinli ve Sırp hackerler tarafından Kosova Savaşı’nda NATO merkezi sistemini hedef alan bu saldırılar tarihte NATO’yu doğrudan hedef alan ilk siber saldırıları oluşturmuştur.

Soğuk savaş dönemi boyunca karşısında elle tutulur, gözle görülür bir düşmanı bulunan NATO bütün savaş stratejilerini de haliyle bu yönde hazırlamıştır. Ancak soğuk savaş sonrası dönemde tehdit algısının değişmesi NATO’yu 1999 yılında yeni bir stratejik doküman hazırlamaya zorlamıştır. Bu dokümanda siber tehditlere çok az değinilmiş olsa da NATO siber güvenlik alanında ilk adımı bu şekilde atmıştır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir