Dün ve Bugünün Penceresinden Sunulan İnsana Dair
22 Ekim 2015
“Benzerlikler ve Farklılıklar Ekseninde” Alevîlik Zerdüştlük’ün Devamı mıdır?
22 Ekim 2015

Terörizmin Türkistan’daki Uzak Hedefi: Kazakistan

Sovyetler Birliği’nin 1979 yılında Afganistan’ı işgaliyle birlikte başlayan süreçte, Sovyet ordusuna karşı “cihat” motivasyonu ile savaşanlar, savaşın sonunda dönemin süper güçlerinden birini yenmiş ve ancak bu zaferin üstüne istikrarı inşa edememişlerdir. Aksine bu zafer sonrasında Afganistan’da başlayan ve tüm dünyayı etkisi altına alan küresel terörizm ve terörizmle mücadele dönemi başlamıştır. Kazakistan terörün hedeflerinden midir? Kazakistan’ın jeopolitik konumu, demografik ve sosyo-kültürel yapısı, ekonomik ve siyasi durumu, terör örgütlerinin ve aşırıcı grupların Kazakistan’da etkili olabilmesine imkân tanımakta mıdır?

Afganistan’da Sovyet işgali sonrasında çöken devletin oluşturduğu otorite boşluğu aşırıcı gruplar ve terör örgütleri için tozlu bir prova sahnesi hâline gelmiş ve bu gruplar tüm imkân ve kabiliyetlerini dünyanın çatısındaki bu sahnede sergilemişlerdir. Afganistan terör örgütleri için eğitim kampı hâline gelmiş dünyanın farklı yerlerinden gelenler burada savaşmayı öğrenmişlerdir. Ancak burada savaşmayı öğrenen teröristler ülkelerine dönerken, savaşı Afganistan’da bırakmamış yanlarında götürmüşlerdir. 2003 Irak Savaşı sonrasında Irak’ta devlet otoritesinin ortadan kalkması, 2011 sonrasında Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki halk hareketleri neticesinde Libya ve Suriye’de benzer süreçlerin yaşanmasıyla birlikte, terör örgütleri için yeni savaş ve egemenlik sahaları ortaya çıkmıştır. Bu sürecin hangi sınırda duracağının belli olmaması ise küresel çapta bir korku ve panik hâli ortaya çıkarmıştır ki bu da terör örgütleri açısından ulaşılması istenen önemli neticelerden biridir.

Türkistan coğrafyasında Afganistan’a komşu olan Tacikistan, Özbekistan ve Kırgızistan terörün şiddet ve korkusunu doğrudan yaşarken, BM’nin “tarafsızlık statüsü”nü alarak güvenlik endişesi yaşamak istemeyen Türkmenistan ile Afganistan’a sınırı bulunmayan Kazakistan, bu tehdidin hedefi olmaktan kurtulamamıştır. 31 Ekim 2011’de Kazakistan’ın Atırau kentinde “Cund el Halife” (Halife’nin Askerleri) adlı bir örgüt tarafından bombalı saldırı düzenlenmiş ve iki kişi hayatını kaybetmiştir.1 Bu tarihe kadar Kazakistan vatandaşları ne böyle bir tehdit hissetmiş ne de bu örgütün adını duymuştur. Hatta bombalı saldırının ardından Cund el Halife örgütünün gerçekten var olup olmadığı, varsa nasıl bir anda bu kadar etkili olabildiği tartışılmaya başlanmıştır.2 Ekim 2011’den itibaren Kazakistan’da terör ve terörle mücadele konuları daha sık gündeme gelmeye başlamış ve Kazakistan da tehdit altında olduğunu hissetmiştir. Ancak bir yandan da Kazakistan’da bu tehdidin ne kadar etkili olabileceği sorgulanmaktadır. Kazakistan’ın jeopolitik konumu, demografik ve sosyo-kültürel yapısı, ekonomik ve siyasî durumu, terör örgütlerinin ve aşırıcı grupların Kazakistan’da etkili olabilmesine imkân tanımakta mıdır? Kazakistan terör tehditlerine karşı ne gibi önlemler almaktadır ve bu önlemler yeterli midir? Kazakistan’ın bugünkü siyasi ve ekonomik duruma gelmesindeki en önemli rolü oynayan, Kazakistan’ın lideri Nazarbayev’in tavrı ve fikirleri nelerdir? Bu sorular, bölgesel ve küresel gelişmelerle birlikte Kazakistan’daki terör tehdidinin ne boyutta olduğunu ve gelecekte Kazakistan’ı güvenlik alanında nelerin beklediğini göstermektedir.

Türkistan’da Terör Tehdidinin Kaynağı

Türkistan bölgesindeki terör tehdidinin kaynağı başarısız bir devlet örneği olan Afganistan’dır. Afganistan, Sovyet işgali ardından başlayan çatışma ve iç savaş döneminin sonrasındaki ABD müdahalesiyle birlikte devlet otoritesinin kurulamadığı bir ülke olmuştur. 2004’te Birleşmiş Milletler’in hazırladığı “A More Secure World: Our Shared Responsibility” adlı raporda ekonomik ve sosyal tehditler, iç çatışma ve iç savaş, terörizm ve ulus ötesi organize suçlar dünyanın ele alması gereken en önemli sorunlar arasında sayılmıştır.3 Bu sorunların tamamı Afganistan’da yaşanmaktadır ve bu sorunlar sınır aşan sorunlar olması nedeniyle ilk olarak yakın coğrafyayı etkilemektedir.

“Uluslararası toplumun bir mensubu olarak kendisini idame ettirme kapasitesi olmayan” devlet olarak tanımlanan başarısız devlet4 tanımına en uygun örneklerden biri olan Afganistan’ın, başarısız devlet tanımına bağlı olarak yapılan nitelendirmeler ve ortaya çıkan sorunlar ele alındığında, Türkistan’ın da Afganistan merkezli sorunlara doğrudan maruz kalacağı görülmektedir. Başarısız devletin karakteristik özellikleri olarak sayılan; iç savaşın varlığı, devletin ülke içinde periferiyi kontrol edememesi, kriminal şiddetin artması ve güç tekelinin çökmesi durumları Afganistan’da açıkça görülmektedir. Başarısız devletin ortaya çıkardığı sorunlar olarak ise komşu devletlere aşırı yükler getiren sığınmacılar, uluslararası müdahalenin gerekliliği, ülke içi etnik ve dinî çatışmalardır. Bu çatışma ve suç ortamı ise ülkenin terör örgütleri tarafından bir üs hâline gelmesine neden olmaktadır.5 Bu sorunlar ise Türkistan’daki devletlerin bağımsızlıklarını kazanmalarının ardından karşı karşıya olduğu ve etkisi artarak devam eden sorunlardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir