Moskova Bolşevik Mirasını Terk mi Edecek?
22 Kasım 2015
Siyasî Coğrafya Açısından Avrupa Birliği-Türkiye Geri Kabul Anlaşması’nın Muhtemel Sonuçları
22 Kasım 2015

Almanya: Kuşatılmaya ve Baskı Altına Alınmaya Çalışılan Bir Güce Doğru mu?

Almanya, tarihsel bir perspektiften bakıldığında uluslararası politikayı şekillendirme kabiliyetine sahip bir aktör olarak değerlendirilirken, aynı zamanda ortaya çıkan yeni durumdan da en çok etkilenen figür olarak karşımızda durmaktadır. Özellikle, İkinci Dünya Savaşı’na giden süreçte ortaya koyduğu güç politikasının bedelini, savaş sonrası Müttefiklerin Almanya’yı tamamen “güçten soyutlaştırması”yla ödetmesi, bu duruma uygun bir örnek teşkil etmektedir. Ancak, Almanya savaş sonrasında kendisini toparlayacak hamleleri yapmayı başarmıştır. Uluslararası ilişkilerde “Wirtschaftswunder” (Alman Ekonomik Mucizesi) olarak tanımlanan ekonomik kalkınma hareketiyle, geçmişteki sert güç unsurları yerine ekonomik güç unsurlarıyla etki alanını revize etmiştir. 2014 yılı itibariyle, 3 trilyon Euro’ya yaklaşan millî geliriyle ABD, Çin Halk Cumhuriyeti ve Japonya’dan sonra dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olan1 Almanya, sahip olduğu ekonomik gücü siyasî alana da yayarak Avrupa Birliği içerisinde ana aktör hâline geldiği gibi uluslararası platformda da daha etkin bir konuma yükselmiştir. Fakat, son birkaç yıldır hem uluslararası alanda yaşanan gelişmeler hem de Almanya içerisinde cereyan eden olaylar, Alman Devleti’ni zor duruma sokacak boyuta ulaşmıştır. Ardı ardına gelişen olayların Almanya’ya dönük etkileri düşünüldüğünde, birçokları tarafından, Almanya’nın sistematik bir kuşatmayla ya da baskıyla karşı karşıya getirildiği dillendirilmektedir.

Yunanistan’da Yaşanan Borç Krizi

2008 yılında başlayan dünya finansal krizi, 2009 yılından itibaren Yunanistan için borç krizine dönüşmüş ve devlet iflâsın eşiğine gelmiştir. Yunanistan’ın borç yükünü ödeyemeyecek hâle gelmesiyle birlikte Euro bölgesi ekonomi ve maliye bakanları IMF ile de görüşerek Yunanistan’ın kullanımına sunulacak 110 milyar Euro’luk kurtarma paketine onay vermişlerdir. Söz konusu kurtarma paketinin 30 milyar Euro’luk kısmı IMF tarafından, 80 milyar Euro’luk kısmı ise Avrupa Birliği tarafından sağlanmıştır. Ancak, söz konusu yardım paketi Yunanistan’ın olumlu yönde ilerlemesine yetmemiş ve bu noktada 2013 yılında 130 milyar Euro’luk ikinci bir kurtarma paketi devreye girmiştir. Tüm bu kurtarma paketleri Yunanistan için yeterli olamamış ve Yunanistan, 1 Temmuz 2015 tarihinde IMF’ye olan borcunu ödeyemediği için temerrüde düşmüştür.

Almanya bağlamında Yunanistan krizinin üç önemli etkisi bulunmaktadır: Bunlardan ilki, Yunanistan’ın borç aldığı ülkelerin başında Almanya’nın gelmesidir. İkincisi, Yunanistan krizinin Avrupa Birliği içerisindeki yansımasıyla alâkalıdır. Euro bölgesinin istikrarı ve Avrupa Birliği’nin ekonomik mânâdaki sağlam temeli bu krizle birlikte ciddî anlamda sorgulanmıştır. Son etkisi ise, kriz sonrası sol parti Syriza’nın Yunan siyasetinde etkin bir aktör olarak ortaya çıkmasıdır. Eylül ayında yapılan seçimlerde tekrar iktidarda kalmayı başaran Syriza, Avrupa Birliği ve Euro’ya karşı mesafeli tavrıyla bilinmektedir. Almanya, Avrupa’da kurulan ekonomik ve siyasî düzenin değişmesini kendi çıkarları için bir tehdit olarak görmektedir. Birçok yazar, Avrupa Birliği içerisinde siyasî ve ekonomik olarak en önemli güç olan Almanya’nın, Avrupa Birliği içerisinde yaşanabilecek kırılmalarla etki alanını kaybedebileceğini ve mevcut hegemonyasını yitireceğini dile getirmektedir. Bu bağlamda, Yunanistan krizi ortaya çıktığı andan itibaren Almanya, Yunanistan’ı Avrupa Birliği ve Euro bölgesi içinde tutmaya çalışmış, Syriza hükümetiyle ciddî görüş ayrılıkları yaşandığı dönemde dahi diyalog mekanizmalarını açık tutmuştur.

Almanya’da Ortaya Çıkan Dinleme Skandalları

Almanya merkezli gelişen dinleme skandallarının iki boyutu bulunmaktadır. İlki, eski NSA (National Security Agency/ ABD Ulusal Güvenlik Kurumu) çalışanlarından Edward Snowden’in sızdırdığı belgelere dayandırılarak ortaya atılan ve Amerikan istihbaratının Alman Şansölyesi Angela Merkel’in telefonlarını ve bazı bakanlık yetkililerini uzun yıllardır dinlediğini iddia eden boyuttur. ABD’nin müttefik bir ülkede gerçekleştirdiği iddia edilen ve konuyla ilgili ciddî bir yalanlamanın gelmediği bu skandal, Berlin-Washington hattında bir kriz ortamı yaratsa da Merkel’in, “Dostlar arasında dinleme olmaz”2 tepkisiyle üzerinde çokça durulan bir hâl almamıştır. Ayrıca BND başkanı, “NSA bizim düşmanımız değil, Almanya’nın dostudur, Almanya’nın güvenliğini tehdit etmemektedir, oldukça önemli bilgileri NSA aracılığıyla alıyoruz” diyerek NSA ile aralarında herhangi bir sorunun olmadığını belirtmiştir.3

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir