Ekim 2015 Sayı 174
22 Ekim 2015
Editörden “Kasım 2015 – Sayı 175”
22 Kasım 2015

Rusya’nın Suriye’deki Mevcudiyetinin Temeli

1 Kasım Seçimleri’nin Ardından Dış Politikada Suriye

Suriye’de yaklaşık beş yıldır süren iç savaş Rusya Federasyon (RF)’un bölgeye aktif müdahalesiyle belirsizlik ve istikrarsızlık ortamı daha tırmandırılırken, savaşın en çok etkilediği ülkelerden biri olan Türkiye Cumhuriyeti’ne olan olumsuzluğunun da gittikçe artan bir trende girmiş olduğu müşahede edilmektedir. Bunun doğal bir sonucu olarak, 1 Kasım yenilenen milletvekili seçimlerinin ardından Türkiye’nin Suriye dış politikasındaki “kara delik” daha da büyüme eğilimine girmiştir. Seçim’den üç hafta önce yaşanan Ankara saldırısı sonrası ortaya çıkan kaos ortamı şüphesiz ki, Türk halkını büyük ölçüde tedirgin etmesine karşın, kendi hasletinde bulunan olaylara tevekkülle yaklaşma eğilimi, seçimlerin nispeten olaysız bir şekilde sonuçlanmasını sağlamıştır. Her şeye karşın acılarını büyük bir vakar içerisinde içine gömen Türk halkı, 1 Kasım Milletvekili Seçimleri’ne büyük bir katılımı gerçekleştirdiği gibi, ortaya çıkan sonuçla da “istikrar” istediğini sandığa yansıtmıştır.

Irak’a ABD’nin doğrudan müdahalesiyle başlayan savaş, Suriye’de 2011 yılında CIA ve İngiliz İstihbarat Servis (BIS)’lerinin muhalifleri örgütleyip, silâhlandırdığı örtülü bir iç savaş olarak yansımıştır. ABD ve İngiltere’nin Suriye içinde terör imal ederek sürdürdüğü ve beşinci yılını tamamlama aşamasına giren bu örtülü savaşın gereksinim duyulan silâh ve mühimmatı bugüne kadar kesintisiz bir biçimde bütünlenmesine devam edilmiştir. Ancak Suriye’deki ılımlıların savaşma iradesi yetersiz olduğundan, silâhlar kısa zaman içerisinde, radikal İslâmcıların elinde toplanmasına sebebiyet vermiştir. Silâh biriktikçe, güç kazanan terör, ABD’nin denetiminden çıkmasına neden olmuştur. Ayrıca silâh biriktikçe, terör, tüm Suriye’yi sardığı gibi, Türkiye’yi de tehdit eder hâle gelmiştir. Gelişmeler karşısında ABD radikal İslâm’a karşı tavır aldıkça, iktidar bu teröre karşı herhangi bir önlem alma politikası geliştiremediğinden siyasetten yoksun bir konuma da düşmüştür.

Öte yandan, Rusya, Çin ve İran birlikteliği, ABD ve AB karşında güçlenmiş, Rusya ve İran’ın doğrudan eylemli desteğini arkasına alan Beşar Esad rejimi, stratejik yönden Türkiye’ye karşı da durum üstünlüğüne kavuşmuştur. Ayrıca istisnasız her gün Suriye’de başına bomba yağan insanlar, kurtuluşu Batı’ya göç etmekte bulmuş, bu durum, ABD’nin Avrupalı müttefikleri arasında hoşnutsuzluklar biriktirmesine de neden olmuştur.
Ortadoğu’da, hiçbir şey yapamaz hâle gelen ABD’nin siyaseten ve moral olarak gerilediği durumu iyi değerlendiren ve kavrayan Rusya da Ortadoğu’da son kalesi durumundaki, çağrılı olarak geldiği, Suriye’de eylemli harekete geçmekte herhangi bir beis görmemiştir.
Bu makale kapsamında Rusya Federasyonu’nun Suriye’deki mevcudiyetinin temeli Ortadoğu ve evrensel ölçekte irdelenecek ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni açılım ve yaklaşımları meyanında çıkarımlarda bulunulmaya çalışılacaktır.


ABD’nin “Ben Yaptım Oldu”Açılımı: Önleyici Savaş (Preventive War)’tan
Bush’un Önalıcı Savaş (Pre-Emptive War) Öğretisine Geçiş

Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası asimetrik tehdidin küresel bazda yaygınlaşmaya başlamasıyla birlikte sâdece mega güç konumundaki ABD’ye özgü olanak-olasılık merkezli bir yaklaşıma geçişin önü açılmıştır. Böylece savunmada, bir nevi dayatma ile önleme (prevention)’den ön alma (preemption)’ya geçilmesinin koşulları ve parametreleri oluşmaya başlamıştır. Terörizmin ve asimetrik tehdidin süratle küreselleştiği bir ortamda, sanal görüntü olarak yukarıdaki birbirine geçişli “Bush Öğretisi”nin yansımalarının yerküreyi bir anda tutsak ettiği bilinen bir gerçektir. Bu çerçevede ABD, artık kendisine yönelebilecek tehditleri daha tehdit ortaya çıkmadan önlemeye yönelik bir savunma, aslında taarruz, stratejisi oluşturmasının önündeki engellerin kalktığını öngörmüş ve bir anlamda ABD’nin inisiyatifine dayanan askerî müdahalelerin de yolu açılmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir