Ruble Krizinin Türkistanlı İşçiler Boyutu
22 Kasım 2015
Geniş Karadeniz Havzası (Kafkasya-Hazar Türkistan Perspektifi)
22 Kasım 2015

Tarih, Hukuk ve Fiil Arasında Ege’de Türk Adaları

Ege adalarına ilişkin olarak “Her ne olursa olsun acilen sulh yapmak ve her ne pahasına olursa olsun sulh yapmak için bu adalardan kendi kendimize feragat mı ediyoruz?”1 sorusunun 5 Mart 1923’te Meclis’te yapılan Lozan görüşmeleri sırasında İzmir milletvekili Sırrı Bey (Bellioğlu) tarafından sorulmasının üzerinden 92 yıl geçmiş bulunmaktadır. Lozan Barış Antlaşması’nı sonuçlayan görüşmeler, dönemin reel politik konjonktüründe değerlendirilmelidir; Lozan Barış Antlaşması, adalar konusunda bir nevi statüko da oluşturmuştur. Ancak 92 yıl sonra Ege (ve Akdeniz) adalarına ilişkin yine bir soru son aylarda, bu sefer kimi zaman Avrupa Birliği müzakereleriyle bağlantı kurularak, Meclis ve kamuoyu gündemine gelmektedir. Büyük bölümü Oniki Ada çevresinde bulunan 16 ada ve bir kayalığın (11’i Ege’de, 5’i Akdeniz’de) Yunanistan’ın işgali altında olduğu, buna ek olarak Türkiye Cumhuriyeti egemenliğindeki yedi bin kilometrekarelik kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgenin de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) işgali altında olduğu ve bu durumların araştırılması konusunda TBMM’ne sunulan yazılı soru ve Meclis araştırması önergelerinde yer alan soruların temel çerçevesi bu yöndedir.2 Bu durumda, diğer sorunların devamıyla birlikte, EGAYDAAK (Egemenliği Antlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kayalıklar) sorunu da öne çıkmaktadır. Bu noktada öncelikle EGAYDAAK’ın ortaya çıkmasını sağlayan tarihsel ve hukukî temelleri anlamak gereklidir.

İstanbul’un fethinin ardından Ege adalarında hâkimiyeti ele geçirmeye başlayan Osmanlı, yüz yıldan biraz uzun sürede Ege adalarını kendine bağlamıştır. Bu durum temel olarak Yunanistan’ın 1830’daki bağımsızlığına kadar sürmüş, Ege’de çok uzun süredir Osmanlı lehine var olan statükoda bu bağımsızlıkla bir değişiklik olmuştur. Yunanistan’a devredilen Ege Denizi’nin batısındaki adalar (Eğriboz Adası, Kuzey Sporadlar, Kiklad Adaları) dışında, 36-39 derece kuzey enlemleri ve 26 derece doğu boylamının dışında kalan tüm ada, adacık ve kayalıklar Osmanlı egemenliğinde kalmıştır. Osmanlı arşivlerinde Kiklad adalarında yer alan ancak egemenliği Osmanlı’da kalan adalar dahi ismen sayılmıştır. Detaylıca belirtmek gerekirse bunlar, Sakız Adası’nın batısındaki İpsara ve Andiipsara adaları, Venedik kayalıkları, Kendiroz ve Zenari (Ardıçcık) adaları ve Yaban Adası’dır.3

İtalya’nın Trablusgarp Savaşı döneminde Menteşe Adaları denilen grupta yer alan ve Oniki Ada olarak adlandırılan 16 adayı işgali, sonrasında 1912 Uşi Antlaşması’nda Osmanlı egemenliğine geri verilmesi düzenlemesine rağmen bu adalardan çıkmaması, Ege adaları sorunu içinde özel bir Oniki Ada sorununun da temelini oluşturmuştur.4 Bu 16 ada şunlardır: Stampalya (Astipalaia, İstanbulya adası), Rodos (Rhodes), Kerpe (Karpathos), Kaşot (Kasos), İlyaki (Tilos), İncirli (Nsyros), Kilimli (Kalimnos, Kalymnos), Leryoz (Leros), Batnoz (Patmos), Lipso (Lipsi, Leipsoi), Sömbeki (Symi), İstanköy (Kos), Halki-Şarki (Chalki- Rodos çevresinde), Alimniya (Alimia- Rodos çevresinde), Sarya (Saria, Kerpe çevresinde) ve Kappari (Keçi, Pserimos- Kos çevresinde).5 (Harita 1) Aradan çok kısa bir süre geçtikten sonra, bu sefer Balkan Savaşı döneminde Yunanistan, Osmanlı egemenliğindeki Boğazönü adalarını ve Saruhan adalarının bir bölümünü işgal etmiştir: (Boğazönü adaları Limni (Limnos), Taşoz (Thasos), Gökçeada (İmroz-Imvros), Bozcaada (Tenedos), Bozbaba (Agios Efstratios) ve Semadirek (Samothraki) ile Saruhan adaları Midilli (Lesvos), İpsara (Psara), Sisam (Samos), İkarya (Ahikerya-Ikaria) ve Sakız (Chios). Böylelikle Ege Denizi’ndeki konumunda ciddî bir kayba uğrayan Osmanlı, 30 Mayıs 1913 tarihli Londra Antlaşması ile Girit’in elden çıkışını onaylarken, diğer Yunan işgali altındaki adaların egemenliğine ilişkin kararın büyük devletlerce verilmesini kabul etmiştir.6 Bahsedilen büyük devletler Almanya, Avusturya-Macaristan, Fransa, İngiltere, İtalya ve Rusya’dır. 14 Kasım 1913’te Türkiye ile Yunanistan arasında yapılan bir başka antlaşmayla, bu çözüm yolu tekrar edilerek kabul edilmiştir (Atina Antlaşması). Büyük devletlerin vardıkları karar hem Yunanistan’a hem de Osmanlı’ya Şubat 1914’te bildirildiğinde, iletilen karar şu yönde olmuştur: Yunanistan işgali altındaki Gökçeada, Bozcaada ve Meis dışındaki adalar, silâhlandırılmaması ve askerî kullanımının önlenmesi şartıyla Yunanistan’a bırakılmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir