“Türkmenler Stratejik Bölgelerde Yaşıyor”
21 Aralık 2015
Değişen Muhafazakârlık Üzerine Düşünceler
21 Aralık 2015

Rusya’yla Tırmandırılan Gerginlik: Düşürülen Rus Jeti

Türkiye-Suriye Sınırı Hava Sahasında Bloklar Arası Vekâlet Savaşı (Proxy War)

Suriye’deki krizin başlangıcından itibaren rejimden yana tavır koyan Rusya Federasyonu (RF) Esad yönetiminin resmî talebi üzerine ülkeye Eylül 2015 ayının sonunda askerî müdahale kararı almıştır. RF bu karar çerçevesinde çoğunlukla ülkenin kuzeybatısındaki muhalif gruplara taktiksel hava saldırıları düzenlemeyi planlamış, gelir gelmez de icra etmeyi başlamıştır. RF’nin icra etmiş olduğu planın parçası olarak IŞİD dışındaki muhalif grupları da vurması başta Türkiye olmak üzere ABD ve Fransa’nın tepkisine neden olmuştur. RF, IŞİD’e karşı savaşıyor görüntüsü çizerken, esasında Esad rejiminin muhaliflerini de bombalamaktadır. Bu hareketin temel amacı, IŞİD yenildiğinde, örgütün boşluğunu diğer muhalif grupların doldurmasının ve bu grupların Esad’ın güçlü olduğu bölgeye saldırmalarının önlenmesidir.

Türkiye’nin tepkili olduğu ve tepkisini dışa yansıttığı bir diğer noktayı ise, Rus uçaklarının umursamazlık içerisinde yapmış olduğu sınır ihlalleri teşkil etmiştir. Baas rejimi tarafından çağrılı olarak Suriye’ye gelen Rus uçaklarının Türkiye Cumhuriyeti hava sahasında fütursuzca yapmış oldukları bu ihlâller, 3 ve 4 Ekim 2015 tarihlerinde doruk noktasına ulaşmıştır. Hiçbir şeyle kabil-i telif olamayacak bir biçimde Türk hava sahasının Rus uçaklarınca ihlal edilmesi, bir yandan Türkiye’nin ve NATO’nun sert tepkilerine neden olurken, Rusya Federasyonu olayın ardından özür dilemek mecburiyetinde kalmıştır. Aksaray külliyesinde Papa’dan sonra ayrıcalıklı ikinci konuk olarak ağırlanan RF Devlet Başkanı Vladimir Putin’in G20 Antalya Zirvesi’ne katılmadan önce yapmış olduğu bu incelikli çıkış, diplomatik çevrelerce sempati ve takdir toplamıştır. 15-16 Kasım 2015 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşen G20 Zirvesi’ne katılan Putin’in ülkesine dönüşünden bir hafta sonra 24 Kasım günü gerçekleşen bir başka sınır ihlalinde ise bir SU-24 tipi Rus savaş uçağı Türk F-16’ları tarafından düşürülmüş, Türk-Rus ilişkileri de hiç olmadığı kadar gergin bir döneme girmiştir. CNN muhabiri Matthew Chance’a göre Lazkiye’deki üsse S-400 gönderme kararı alan Moskova, Suriye hava sahasını tamamen kapatmak isteğini böylece ortaya koymuştur. 480 kilometreden hedefe kilitlenme özelliği ve 400 kilometre yarıçap menzilde hedefi imha kapasitesinin yanı sıra 56 kilometre irtifa ile balistik füzelere karşı da kullanılabilme özelliği olan bu füzelerin hedefi bir anlamda NATO’nun olanak ve yeteneklerini de kapsamaktadır. Liderlerin birbirlerini suçlarcasına yapmış oldukları peşi sıra açıklamalar, Türk-Rus ilişkilerini gittikçe ivmesi artan bir tırmanma içerisine sokmuş bulunmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin’in “Türkiye özür dilemelidir” restine “Türkiye özür dilemeyecektir” diyerek cevap vermiş ve Rusya’nın Suriye’deki varlığını eleştiren açılamalarla duruşunu koruyacağını kesin çizgilerle ifade etmiştir. Kremlin’den birbiri ardına gelen sert açıklamalar ve yaptırım kararları Türkiye ile Rusya arasındaki ticareti, turizmi ve enerji alanlarındaki işbirliğini de etki edecek boyutlara ulaşmış durumdadır. Bilinen ve herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir ki, Ortadoğu’da “Vekâlet Savaşları” (Proxy Wars), bölgedeki istikrarsızlığın temel sebeplerinden birisidir. Şimdiye kadar yaşananlar değerlendirildiğinde bu savaşlarda ulusal ve bölgesel aktörler cephede bulunurlarken, büyük güçler arkada dururlardı. Bir başka ifâdeyle hegemonik güçler bu savaşlara bizzat katılmazken, destekledikleri yasadışı örgütler, bir anlamda müttefikleri ya da taraftarları aracılığıyla arzu ettikleri siyasî kazanımları elde etmeye çalışmaktaydılar. Ancak RF, ÇHC ve İran arasındaki birliktelik güçlenip bloklaşmaya gittikten sonra durumun değişmiş olduğu değerlendirilmektedir. Bir başka deyişle durum gittikçe tırmanmış, son derece ileri bir safhaya doğru evrilmiştir. RF Doğu Bloku’nun bölgedeki vekâletini üzerine alırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin de Batı Bloku’nun cephedeki vekâletini almış olduğu görülmektedir. Bu bir anlamda bloklar arası vekâlet savaşlarının bölgede başladığının bir göstergesidir.

Bu makale kapsamında SU-24 tipi Rus savaş uçağı düşürülmesiyle birlikte Türkiye’nin 26 yıl önce yitirmiş olduğu BN-2A-3 Islander tipi çift motorlu kadastro uçağı ile üç yıl önce yitirmiş olduğumuz bir RF4 uçağının perde arkasındaki hususlar irdelenecek ve bu konuların düşündürdükleri üzerinde durulmaya çalışılacaktır.

Soğuk Savaştan Günümüze

NATO ve Varşova Paktı kuvvetleri arasında cereyan eden soğuk savaşı tetkik edenler açık seçik bir biçimde göreceklerdir ki, NATO’nun tarihinde bir Rus savaş uçağının bir NATO ülkesi tarafından düşürülmesinin başkaca bir örneği bulunmamaktadır. Ancak Demirperde gerisinde Rusların yapmış olduğu kıtalararası nükleer başlıklı balistik füzeler Batı’da her zaman soğuk savaşın en büyük tehdidi olarak görülmüş, ABD de NATO örtüsü altında bu konuda istihbaratî faaliyetlerini yaklaşık 22,4 milyon km karelik SSCB toprakları üzerine yoğunlaştırmıştı. Bu cümleden olarak ABD, Rusların 1956 yılından itibaren başladıkları balistik füze test merkezleri üzerinde 1960 yılına kadar toplam 27 gizli keşif uçuşu yapmıştır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir