Rusya Dünyaya Meydan Okuyor
21 Aralık 2015
Rusya’yla Tırmandırılan Gerginlik: Düşürülen Rus Jeti
21 Aralık 2015

“Türkmenler Stratejik Bölgelerde Yaşıyor”

Suriye Anadolu’dan Daha Önce Türkleşmiştir

2023- Suriye’deki Türkmen varlığı ile ilgili bilgileri alarak başlamak istiyoruz. Bu konuda bize neler anlatabilirsiniz?

O. Orhan- Suriye esasında Anadolu coğrafyasından daha önce Türkleşmiş bir coğrafyadır. 9.-10. yüzyıllara kadar gelen Türk göçlerine dayanan bir Türkleşme söz konusudur. Bu anlamda Anadolu’dan daha önce Türkleşmiştir. Hatta Suriye Osmanlı’dan önce Türklerin, Türk devletlerinin egemenliği altında olmuş -Selçuklularının, Memlukluların- bir bölgedir. Daha sonra Osmanlı’nın kontrolü altına girmesi ile bölgeye Türk boylarının yerleştirilmesi daha da hızlanıyor. Günümüzdeki Suriye coğrafyasına baktığımızda da Türkmenlerin ülkenin geneline yayıldıklarını söyleyebiliriz. Ama başlıca beş Türkmen bölgesi olduğunu görüyoruz. En yoğun Türkmen bölgesi, Halep ve Halep’in Türkiye sınırına yakın bölgelerindeki kesimler. Özellikle günümüzde Azez ve Cerablus arasında kalan bölge Türkmen köylerinin, 150’ye yakın Türkmen köyünün, olduğu bir bölge. Türkmen nüfusunun en yoğun olduğu yerler ise Halep merkezi ve kırsalıdır. İkinci olarak, Lazkiye vilayetinin Türkiye sınırına yakın kısmında yer alan Bayır-Bucak bölgesinde Türkmenler yaşıyor. Buradaki Türkmenler Osmanlı zamanında bölgeye yerleştirilmiş, daha çok Anadolu’dan, yoğun olarak da Antalya bölgesinden getirilen Türkmen boylarının bir devamıdır. Burası da ikinci olarak öne çıkan, ikinci en fazla nüfusa sahip Türkmen bölgesi. Daha sonra da orta bölgelerde yer alan Hama-Humus’taki Türkmen varlığından söz edebiliriz. Özellikle Humus’ta geçmişte yoğun bir Türkmen nüfusu olmasına rağmen içerlere doğru yâni Türkiye’den uzaklaştıkça Türkmenlerde Araplaşmanın arttığına şahit oluyoruz. Bu bölgedeki Türkmenlerin bir kısmının dilini kaybedildiğini söyleyebiliriz. Humus Türkmenlerinin büyük çoğunluğu Araplaşmış durumda ama buna rağmen başta Zara olmak üzere, büyük yerleşimler söz konusu. Bunun dışında Golan Türkmenleri var. İsrail işgali sonrasında burada yaşayan Türkmenlerin büyük çoğunluğu Şam’a göç etmiş durumda. Şam’da da hem Golan Türkmenleri hem de cumhuriyet devrimleri sonrasında Türkiye’den giden bazı kesimlerin oluşturduğu Kasiyun dağlarında yerleşik bir Türkmen nüfusunun olduğunu görüyoruz. Bu beş bölgenin dışında Rakka’da, Tartus’ta, İdlib’de de daha az sayıda olmakla birlikte Türkmenlerin varlığında söz edebiliriz.

Suriye’deki Türkmenlerin toplam sayıları konusunda net bir rakam yok. Bu konuda yapılmış bir sayım veya saha çalışmasına dayalı bir araştırma da söz konusu değil. Ancak geçmişte yapılan çalışmalardan projeksiyonlar yaparak ve Suriye Türkmenlerinin kendi iddialarından yola çıkarak yaklaşık bir rakama ulaşmamız mümkün: Bir ile bir buçuk milyon arasında hem Türkmen kimliğinin bilincinde olan hem de Türkçesini hâlâ koruyan bir nüfustan bahsedebiliriz. Batı kaynaklarına bakıldığında daha çok yüz bin ile bir milyon arasında rakamların verildiğini görüyoruz. Ama Türkmenlerin kendi iddiasına göre, doğrulamak çok fazla mümkün olmasa da, biraz önce söz ettiğim Araplaşmış Türkmenleri de işin içine kattığımızda, 3-3,5 milyona varan bir Türkmen nüfusu gündeme gelmektedir. Tabiî Türkmenlerin nüfus sayılarından ziyade, yerleştikleri bölgelerin stratejik önemi öne çıkıyor. Bu bölgeler Türkiye’nin sınır hattı boyunca olması sebebiyle sâdece Türkiye açısından önemli değil, Türkiye dışındaki aktörler için de önemli. Özellikle Suriye’nin parçalanması hâlinde oluşturulması planlanan bölgelerde cepler şeklinde ifâde edebileceğimiz bir Türkmen varlığı söz konusu. Bu durum hem Halep, hem Bayır Bucak Türkmenleri açısından geçerli. Dolayısıyla bu anlamda farklı aktörler için farklı anlamlar taşıyan bir coğrafyada yaşadıkları söylenebilir Türkmenlerin.

Hiçbir Aktörün Tek Başına Bir Düzen Kurma İhtimali Kalmamıştır

2023- Bu coğrafyanın stratejik konumunu daha detaylandırırız ama Türkmenler muhalif gruplar içinde mücadele etse de özellikle 2015’e kadar Türkiye’nin Suriye politikasında Türkmenlerin ön plana çıktığına şahit olmadık. Rusya’nın saldırılarıyla birlikte Türkmenler yoğun bir şekilde gündeme geldi. 2015’e kadar Türkiye’nin Türkmenleri önceleyen bir politikası yoktu ya da kamuoyuna bu yansımamıştı. Son dönemdeki bu hassasiyeti nasıl açıklıyorsunuz?

O. Orhan- Şimdi Türkmenler diğer bütün toplumsal kesimler gibi Baas idaresinin baskısı altında yaşıyordu. Hatta Türkmen olmaları nedeniyle diğer toplumlara nazaran daha fazla baskı altında kaldıklarını söyleyebiliriz. Hiçbir şekilde örgütlenme imkânları olmayan, bırakın siyasî partileşmeyi dernek kurma imkânı bile olmayan bir toplumsal kesimden bahsediyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir