İran Siber Ordusu
21 Aralık 2015
Berlin’de Tahrif Edilmiş Enver Paşa Fotoğrafı
21 Aralık 2015

Yalnızız

Türk Edebiyatının usta kalemlerinden Peyami Safa’nın “Yalnızız” isimli romanını konu edeceğim yazıma, öncelikle yazarın hayatı hakkında bilgi vererek başlamak gerektiğine inanıyorum.

19. yüzyılın sonunda (1899’da) dünyaya gelen yazar, hayatına ileri yıllarda herkes tarafından takdir toplayacağı edebiyat alanındaki başarılarının aksi bir başlangıç yapmıştı. İki yaşında yetim kalmış ve kendisine “Yetim-i Safa” adıyla seslenilmişti. Daha sonraki yıllarda hastalıkların peşini bırakmadığı Safa, henüz genç bir delikanlı iken fiziksel ve beraberinde ruhsal bunalımlar da yaşamıştı. Kemik rahatsızlığından dolayı bacağının kesilmesine karar veren doktorlara karşı gelmiş ve Friedrich Nietzsche’nin “Beni öldürmeyen acı, güçlendirir” sözünün gerçek hayatta nasıl tezahür ettiğini 62 yıllık yaşamıyla ispatlamış olan Safa, ilerleyen yıllarda zihinlere kazınacak, yıllar sonra bile insanların birbirlerine tavsiye ettiği kitaplar arasında yer alacak ve her biri birbirinden değerli olan eserlere imzasını atacaktı.

Bir dönem “Server Bedi” müstear ismini kullanan yazar, kaleme aldığı romanlarında olaylardan çok, psikolojik betimlemelere ve tahlillere yer vermiştir. Onun için ard arda gelen birbirinden farklı, esrarengiz olaylar yerine, roman karakterlerinin başından geçen, sıradan insan hayatında dahi yaşanabilecek hadiselerin, karakterler üzerinde bıraktığı etkisi daha ehemmiyetlidir. Safa’nın başarısının sırrı, insanların psikolojik çözümlemelerini derinlemesine aktarabilmesinden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Yazarın, zıt kavramları, duygu ve düşünce tezadını ustaca işlediği de dikkat çeken başka bir husustur.

Kitabın da ismi olan “yalnızlık” hakkında da şunlar söylenebilir: Yalnızlık, bir insanın boşluk duygusuyla karışık kendini dünyadan ve çevresinden kopmuş hissetme duygusudur. Yalnızlık çeken insan, kendisini toplumdan uzak görür ve iletişime geçmekte zorluk çeker. Peyami Safa’nın, yalnızlık kavramı ile arasında sıkı bir bağ olduğunu romanlarında bizlere hissettirmektedir. Bahsi geçen romanını, roman karakterlerinden biri olan Meral’in en baş duygusu olarak gösterdiği yalnızlık duygusu üzerine kurgulamış olduğunu da görebiliyoruz. Safa, yetim kalmış bir çocuk ve hastalıkların peşini bırakmadığı bir genç iken, zor bir hayat ile mücadele etmeyi de öğrenmiştir. Tüm yaşamı boyunca göstermiş olduğu mücadelenin perde arkasında her daim yalnızlık duygusu gizlidir.

Safa, yalnızlık duygusunu iyi biliyordu. Bu durum, eserlerindeki karakterlerine de yansıyordu. Yalnızlık, Safa’ya kendine dönmesine yol açıyordu ve bu içe dönüşler her zaman olumlu sonuçlar doğurmuyordu. Tıpkı Celal Sılay’ın da dediği gibi “Peyami Safa yakasını bırakmayan bir -kendisi- ile didişti. Kesin olarak silkip atması gerekirken sımsıkı bağlı kaldığı bu durumu hem kendisini hem de çevresini kemirdi durdu.”*

Yazarın dikkat çeken, belirtebileceğimiz başka bir yönü de materyalizme karşı geleneksel değerlere bağlı oluşudur. Ötüken Yayınevi’nin 2014 yılında bastığı Yalnızız romanının arka kapağındaki şu yazılanlar da tespitimizi destekler mahiyettedir: “Üstat bu eserinde insanlığı materyalizmin kör çemberini kırmağa, kaybettiği ruhunu ve kendini bulmaya çağırmaktadır.”

Safa hakkındaki başka bir tespit de, düalizm yöntemini kullandığıdır. Düalizm ise felsefe ve din bilimi başta olmak üzere, çeşitli öğretilerden bahsetmek ve bunları tanımlamak için geliştirilen yöntem olarak adlandırılır. Bu öğretilerin tamamında iki temel maddenin (çoğu zaman bu maddeler zıt maddelerdir) olduğu görülüyor.

Ayrıca Safa’nın, bir dönem eserlerine yansıyan yönleriyle Doğu-Batı sorunsalı üzerinde durduğunu da görebiliyoruz. Yaşadığı dönemi en iyi şekilde anlatma çabasında olan Safa’nın;

– Doğu-Batı ikilemi ve bu karşıtlığın getirdikleri,
– Bireysel ve toplumsal kimlik bunalımları ve “ait olamama” veyahut “nereye ait olduğunu bilememe” üzerinde durduğu konulardır.

1949’dan sonra Doğu-Batı sorunsalı yerine ruh-beden çatışmasına yönelen Safa, bedenin mi ruhun mu yüceltileceğini aramış, düşünmüş ve yazmıştır. Safa’nın Yalnızız romanında yer alan aydın tipi, Doğu’yu ve ruhu temsil etmektedir. Bahsedilen bu kişi ise, yeni bir dünya kurmak isteyen, kuvveti temsil eden Samim’dir. Yani bir başka deyişle, Peyami Safa’nın roman içerisindeki yansımasıdır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir