Babür Şah’ın Yetimleri: Afganistan Türkleri
21 Ocak 2016
Ebu Müslim Horasanî Kürt Müydü?
21 Ocak 2016

Yeni Osmanlıcılık Arayışları

Türkiye Cumhuriyeti’nde normal gelişim süreci devam edip giderken, son yıllarda bir “Yeni Osmanlı” kavramı öne çıkarılarak, bu doğrultuda bazı girişimlerin ve tartışmaların birbiri ardı sıra gündeme getirildiği görülmektedir. Eski dönemde var olmayan böylesine bir yeni yaklaşımın giderek Osmanlı dönemine doğru yönlendirildiği yeni aşamada, Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana geçen yaklaşık bir yüzyıllık dönemde hiç de alışık olmadığı bir çıkmaz ile karşı karşıya kalmıştır. Cumhuriyet rejimi devam ederken ve Türk ulusu cumhuriyet devletinin çatısı altında yaşamını sürdürürken, neredeyse cumhuriyet rejimini inkâr edecek düzeyde bir Osmanlıcılık arayışı giderek, cumhuriyet düzeni karşısına alacak bir derecede gelişerek toplumu ve devlet düzenini derinlerden etkilemeye başlamıştır. Yirminci yüzyıl koşullarında görülmeyen böylesine bir tartışma eğilimi, yirmi birinci yüzyılın başlamasıyla birlikte giderek öne çıkmış ve Türk toplumunun geleceğini etkileyecek derecede etkilerini günlük yaşam üzerinde göstermeye başlamıştır. Yeni kuşaklar gençliğin heyecanı ile böylesine bir tartışma ortamının etkisi altında kalırken ve onların giderek cumhuriyete sahip çıkması gereken toplumsal güçler olmaları beklenirken, geçmişe dönük bir Osmanlı arayışı, Türk toplumunun geleceğini geçmişte aramaya yönlendirmektedir. Yaşanmakta olan yeni uluslararası konjonktürün etkileriyle gündeme gelen böylesine bir postmodern geriye dönüş hareketi, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız geleceğini etkileyecek bir düzeyde bugünün siyasetinin ana akımlarından birisi hâline gelmiştir.

Yeni Osmanlıcılık hareketini anlayabilmek için öncelikle Osmanlıcılık kavramını ve bu kavramın kaynaklanmış olduğu Osmanlı İmparatorluğu gibi bir devlet modelinin dünya tarihi içinde nasıl ortaya çıktığını iyi bilmek gerekmektedir. Gerçek adı büyük devlet anlamında “Devlet-i Aliye” olan Osmanlı İmparatorluğu, dünyanın jeopolitik merkezinde yedi asır sürmüş olan bir hükümranlığın adıdır. Asya kıtasının çeşitli bölgelerinden gelen Türkmen kavimlerinin göçleri Selçuklu İmparatorluğu döneminde Ön Asya ülkelerini Türkleştirmiş ve daha sonraları da bu yapılanmanın içinden çıkan Osmanlı Beyliği giderek büyümüş, zamanla içinden çıktığı Anadolu yarımadasından hareket ederek Asya’nın ortaları ile Avrupa’nın ortaları arasında bir büyük merkezî yapının sahibi olmuştur. Osman Bey’in kurduğu beylik kısa zamanda bir devlet hâline gelerek bütün Anadolu yarımadasını ele geçirmiş ve daha sonraki aşamada da çevre bölgeleri de devletin sınırları içerisine katarak merkezî coğrafya da bir büyük dünya devleti ortayla çıkarılmıştır. Bir çok ülkeyi sınırları içinde barındırdığı için çok uluslu bir imparatorluk yapısına sahip olan Osmanlı Devleti üç kıta ortasında yer alan merkezî bölgenin güvenliğini sağlama doğrultusunda hareket ederken yedi yüzyıllık zaman dilimi içinde sürekli olarak savaşmak zorunda kalmış ve bitmek tükenmek bilmeyen savaşlar yüzünden de yıkılıp gitmekten kurtulamamıştır. Merkezî alanın güvenliği doğrultusunda sürekli savaşmak zorunda kalan Osmanlı Devleti bu zaman içinde, Batı ülkelerindeki modern gelişmeleri izleyemediği için geri kalmış, ekonomik olarak dışa bağımlı bir yarı sömürge durumuna düştükten sonra da hızlı bir çöküşe sürüklenerek, Birinci Dünya Savaşı sürecinde tarih sahnesinden çekilmek zorunda kalmıştır. Orta çağın ortalarında kurularak modern çağların içerisinde gelişen Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı sonrasında artık yoluna devam edememiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra bu devletin topraklarında yirmiden fazla devlet kurulmuştur. İmparatorluğun merkez ülkesi olan Anadolu yarımadasında ise, İmparatorluk sonrası dönemde eski Osmanlı eyaletlerinden göç eden Osmanlı devletinin ekseriyetle Türk kökenli ahalisi, Misak-ı Millî sınırları içerisinde bir ulusal kurtuluş savaşı vererek bağımsız bir devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Bugün Türkiye Cumhuriyeti adı altında merkezî bir ulus devletin varlık nedeni Osmanlı İmparatorluğunun çökmesidir. Asya’dan gelen Türk kavimlerinin merkezî alanda kurmuş olduğu bir Türk İmparatorluğu olarak Osmanlı Devleti yola devam edemediği için yıkılmış ve yirminci yüzyıl dünyasında, bu eski imparatorluğu merkez topraklarında genç bir cumhuriyet, çağdaş bir devlet yapılanması olarak ortaya çıkmıştır. Böylesine bir tarihsel dönüşüm yaşandığı için bir anlamda Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı İmparatorluğu sonrasının yeni devlet modeli olarak dünya haritasındaki yerini almıştır. Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında dış etkenler olduğu gibi iç etkenler de önemli yansımalar yaratmıştır. Devletin çöktüğünü gören vatansever güçler ayakta kalabilmek için örgütlenerek yıkılan orta çağ yapılı bir büyük devletin yerine, çağdaş boyutlara sahip orta boy bir modern devleti kökten devrimci bir atılım yaparak kurmayı başarmışlardır. Bu doğrultuda Türkiye Cumhuriyeti bir anlamda Osmanlı Devleti’nin mirasçısı olarak yerini alan bir siyasal yapılanmadır. Bu nedenle de, imparatorluk ve cumhuriyet devletleri arasında bir karşıtlık bulunmaktadır. Cumhuriyet, imparatorluğun yerine kurulduğu için tarihsel bir süreklilik söz konusudur. Her iki dönem açısından konuya bakıldığı zaman birbirine karşıt bir çizgide arayışların aynı ülkede gündeme geldiği görülmektedir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir