Ortadoğu Sarmalında Suriye ve Irak’taki Gelişmelerin Türkiye’ye Yönelik Etkileri
20 Şubat 2016
Rusya Türkiye İlişkilerinde Öncelikler ve Yeni Format
20 Şubat 2016

Muhafazakârlık ve Postmodernizm Üzerine (1): İnce Aynılıklar

 

“Ben, abartılı nesnellikten mustaribim.”1

Bu yazıda muhafazakârlık ve postmodernizm arasındaki, dikkatlerden kaçan bazı benzerliklere değineceğim. Ama evvela, daha önce yazdığım “Muhafazakârlık ve İslâmcılık Üzerine: İnce Ayrımlar” başlıklı metne, küçük -fakat önemli- bir ekleme yapayım: Söz konusu metinde, kendini “muhafazakârlık” sözcüğüyle makyajlayan AKP tipi siyasal İslâmcılığın, aslında bir tür taassup örneği olmaktan öteye gidemediğini söylemiştim. Metni tamamladıktan sonra, Prof. Dr. Bedri Gencer’in, Notlar Dergisi’nin üçüncü sayısında yayımlanan bir röportajını okurken, ufuk açıcı bir ayrıma rastladım: “Muhafazakârlık-Muhafazakârcılık”. Prof. Gencer, bu ayrımın içini şöyle dolduruyor:2 “Muhafazakârlıktan (…) farklı olarak muhafazakârcılık (…) denen ideolojik tavrın karakteristiği, yaşamadan savunmadır.” Buradaki anlamıyla “muhafazakârcılık”, tam da AKP tipi siyasal İslâmcılığın sözde/sahte muhafazakârlığına karşılık geliyor, ya da Bedri Hoca’nın deyişiyle “yaşanmadan savunulan”, lafta kalan, muhafaza etmesi gereken şeyleri dilediğince eğip büken, yıkıp yeniden kuran bir muhafazakârlığa. O hâlde “muhafazakâr” sözcüğünü siyasal İslâmcılığın ideolojik işgalinden kurtarmak adına, tıpkı “mutaassıp” gibi, “muhafazakârcı” sözcüğünü de, Türkiye’nin politik gündemine taşımamız, gündelik konuşma dilinde dolaşıma koymamız gerekiyor. Belki böylelikle dilde ve dolayısıyla düşüncedeki daralmanın önüne biraz olsun geçebilir, dil ve düşünceyi tekrar genişleterek, entelektüel bir farkındalık yaratabiliriz. Ki, zaten sözcükler üzerinde kurulan anlam diktatörlüklerine karşı direnmenin başka bir yolu da yok gibi görünüyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir