Ocak 2016 Sayı 177
21 Ocak 2016
Bölgesel Şart ve Bölgesel Özerklik; Demokrasiyi mi, Bölünmeyi mi Güçlendirir?
20 Şubat 2016

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde Bölgesel Devlet (Özyönetim) Sorunu

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde Bölgesel Devlet (Özyönetim) Sorunu

Prof. Dr. Hasan TUNÇ

 

 

Kavramlar

Modern devlette kamu iktidarının yetkileri yalnızca yatay olarak paylaşılmaz1; ulusal ülke düzeyinde dikey anlamda da bu yetkilerin paylaşımı söz
konusudur.2 Anılan yetkilerin dikey anlamda paylaşımı, devlet biçimleri konusu altında incelenir.3 Yâni devlet biçimleri, devletin üç varlık koşulu olan ülke,
insan topluluğu ve egemenlik arasındaki karmaşık ilişkinin aldığı görünümleri sınıflandırmak için ortaya atılan modellerdir.4

Devlet biçimleri, üniter (tek yapılı) ve bileşik devlet olarak ikiye ayrılır. Bileşik devletler ise kendi içinde devlet birlikleri ve devlet toplulukları şeklinde
sınıflandırılır. Devlet toplulukları ise konfederasyon ve federasyon olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.5 Ancak günümüzde bu tasnife Avrupa Birliği örneğiyle
kendine özgü (sui generis) uluslarüstü toplulukların da eklendiği görülmektedir.6

Modern devletlerin tarihi ülke ve ulusun tanımlanması ile başlar.7 Yâni Avrupa’da modern devlet, ulus kavramının hukukî olarak inşası ve “tek ulus”
çerçevesinde devletin de tekli bir yapı olarak örgütlenmesi ile oluşmuştur.8 Üniter devlet yapısının önemi de buradan kaynaklanır. Üniter devlet yapısı
bünyesinde kural koyma yetkisine sahip olmaksızın oluşturulan yerel yönetim birimleri idarî açıdan özerk, kural koyma yetkisiyle donatılmış olanlar ise siyasî
yönüyle özerk yönetim biçimleri olarak adlandırılmaktadır. Siyasî özerkliğe sahip olan yerel yönetimlere, bölgesel yönetim, özyönetim veya bölgeli devlet de
denilmektedir.
Bölgesel Devlet (Özyönetim)

Bölgesel devlet (özyönetim); merkezî devlet bünyesinde bulunmakla birlikte, siyasî özerkliğe haiz (seçilmiş organlarının yasama ve yürütme yetkisine sahip
olduğu) bölge veya şehir yönetimlerini ifâde etmektedir. Siyasî özerklik ise, yasama ve yürütme erklerinin, merkezî devlet yönetiminden bir bölge veya
şehrin seçilmiş organlarına kalıcı ve anayasal kurallarla belirlenmiş bir biçimde aktarıldığı uygulama yöntemini ifâde etmektedir. Verilecek özerkliğin kapsamı,
ilgili bölge veya şehrin siyasî ve ekonomik düzeyi ile devletin demokratik açıdan gelişme seviyesine göre farklılaşabilmektedir. Demokratik devletler açısından
ilk kurumsallaşma örneklerine 1921 yılında Finlandiya’da rastladığımız modern özerklik uygulamalarının, yetki devri düzeyleri açısından çok farklı
örneklerinden bahsedebiliriz. Bu açıdan, devletin adem-i merkezileşmesi (desantralizasyon) ile yetinmeyip, bütün bölgelere farklı düzeylerde de olsa
bölgesel özerklik tanıyan devlet örnekleri (İtalya, İspanya gibi) pratikte istisnaları oluşturmaktadır.9
Bölgesel özerklik (özyönetim) ile klasik federal devlet yapısı birbirinden oldukça farklı uygulamalardır. Federalizm, birden çok devletin anayasal bir birliktelik
ile yeni bir devlet oluşturmalarını ifâde ederken, bölgesel devlet (özyönetim) daha çok merkezî devlet prensibine dayalı siyasî örgütlenme biçimidir. Diğer
deyişle bölgesel devlette, yasama ve yürütme yetkilerinin kullanım hakkının, belirlenen sınırlar dâhilinde ve merkezî devletin de iradesiyle, bölge veya şehrin
seçilmiş organlarına devri söz konusu olmaktadır. Bölgeli devlet (özyönetim) uygulamaları, bu özellikleriyle üniter devlet ile federal devlet arasında kendine
münhasır bir yönetim örneği oluşturmaktadır. Bölgeli devlet sahip olduğu siyasî özerklik açısından üniter devletten farklılaşırken, sahip olduğu özerkliğin
kuruluş ve işleyişi ile anayasal temelleri açısında da federal devletten uzaklaşmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir