Yeni Anayasa ve Yeni Devlet Tasarımı
20 Şubat 2016
Bir İmparatorluk Olarak Avrupa: Genişlemiş Avrupa Birliği’nin Doğası*
20 Şubat 2016

Türkiye’de (Yeni) Anayasa Önerileri ve Vatandaşlık

Türkiye’de (Yeni) Anayasa Önerileri ve Vatandaşlık

 

Niğde Üniversitesi, İİBF, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü
Ülkemizde 1982 Anayasası’nın kabulünden sonra, anayasada değişiklikler yapılması uygulamalarının haricinde, yeni anayasa hazırlanması yolunda çok sayıda çalışma ortaya konmuştur. Genellikle anayasa hukuku uzmanı akademisyenlerin teknik çalışmalarıyla ve/ancak önde sivil toplum örgütleri ya da kuruluşların bünyesinde ve adına hazırlanan taslaklar/öneriler, özellikle 2000’li yıllarda yoğunlaşma göstermiştir. Kısacası 1982 Anayasası’na ilişkin eleştirel çalışmalar o kadar yoğun olmuştur ki, âdeta bir anayasa yazını alt kategorisi oluşturacak düzeydedir. Her ne kadar kamuoyunda yaygın hâfıza gündemle yoğrulmaktaysa da, yâni daha çok 2007 sonrası anayasa değişikliği yönündeki siyasal söylemlerle içli dışlı bir gündemle muhatap olunmaktaysa da, 1982 Anayasası’yla ilgili az, çok ya da bütünsel (değişiklik yapma ya da tümden yeni bir anayasa yapma) değişiklik talepleri tarihçesi, aslında neredeyse 1982 Anayasası’nın kendisiyle yaşıttır.
Türkiye’de mevcut anayasada bir takım değişiklikler yapmanın ötesinde yeni bir anayasa yapma yönündeki son deneyim, 2007 yılında en somut şekliyle yaşanmaya başlanmıştır. 2007’den günümüze kimi zaman yoğunlaşan bir gündemle yeni anayasa tartışmaları sürmektedir. Bu anayasanın hazırlanma yönteminden ilkelerine, detaylı olarak maddelerin içeriğinden, yetki tanımlarından, kullanılması talep edilen/edilmeyen tek tek kavramlara kadar çok geniş bir yelpazede tartışılmış ve hâlâ tartışılmaya devam edilmektedir. Başta siyasî partiler olmak üzere, bu süreçte yer alan paydaşların üzerinde anlaştıkları görülen konu, yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğudur. Bununla birlikte önce yöntem sonra ve daha yoğun olarak içerik tartışmaları yaklaşık on yıldır ülkenin gündemini meşgul etmektedir. Bu tartışma konularından birisi de, yeni anayasada yer alacağı şekliyle ve bu temelde ülkenin yasal, idarî ve toplumsal yapısına olası etkileriyle değerlendirilen “vatandaşlık/yurttaşlık” tanımıyla, bu tanımın unsurları üzerinedir. Tabiî ki bu on yıllık süreçte, her ne kadar anayasa tartışmaları bir iç mesele olarak kabul edilse de, ülkemizin 1999 yılında Avrupa Birliği üyeliği yolunda girdiği dönemeç, ardından yoğunlaşan mevzuat uyum çalışmalarının etkisinin önerilerde kendini gösterdiğini de kabul etmek gereklidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir