Türkiye-İskandinav Ülkeleri İlişkileri
22 Mart 2016
Nisan 2016 Sayı 180
22 Nisan 2016

Büyük Sürgün Kafkasya Dizisi – Çelişkiler ve Öneriler

Tarihte yaşanan olayların tarih kitapları ve ilgili belgelerdeki aktarımı sayısal değerler ve sebep sonuç ilişkilerinin ifadesinden ibarettir. Öte yandan bu anlatımla insanı ve toplumu derinden etkileyen hâtıralar da geri plana atılmaktadır. Ancak belgelerin ve tarih kitaplarının eksik kaldığı yerde hâtıra, anı, öykü ve roman gibi eserler, tarihe mâl olmuş olayların bireysel ve toplumsal yaşantıya etkisini bize aktarmaktadır. Gerçek olaylardan kurgulanarak TRT’de yayımlanan “Büyük Sürgün Kafkasya” isimli dizinin ana teması II. Dünya Savaşı sırasında yaşanan Ahıska Türkleri’nin sürgünü olmakla birlikte ayrıca yaşananlarının sınırın iki tarafındaki insanlarda bıraktığı acı izleri de anlatmaktadır. Dizinin senaryosu Fırat Sunel’in “Salkım Söğütlerin Gölgesinde” romanını ve Gürsel Bacı’nın “Sınırdaki Sır” isimli romanını temel almaktadır. Bu vesileyle dizi senaryosunun kurgusu ve hazırlanışında emeği geçen herkese Ahıskalılar namına teşekkürü bir borç biliriz.
Her iki roman da dönemin siyasi gerçeklerinin yanında bölge insanın yaşadığı zorlu şartları konu edinmektedir. Tarihî hadiselerin insanî boyutunu dile getiren her iki eserin ekrana taşınması hiç şüphesiz ki biz seyirciler açısından memnuniyet verici bir durumdur. Bu itibarla 72. yıl dönümünü idrak ettiğimiz 14 Kasım 1944 Ahıska sürgününün diziye uyarlanması bütün Ahıskalılar tarafından büyük coşkuyla karşılanmıştır. Nitekim dizi, sürgün sürecinde yaşananlar hakkında ciddî bir kamuoyu oluşmasına ve bunun görsel ve yazılı medyada yer almasına vesile olmuş, bu sûretle de önemli bir misyon ifa etmiştir. Her hafta bir bölümü yayınlanan ve toplamda dört bölüm olan dizi bu övgülere karşın Ahıskalıların beklentilerini tam anlamıyla karşılayamamıştır. Ahıskalıların büyük bir çoğunluğu heyecan duyarak izlemeye başladıkları bu dizi de sayısız dramatik hatıranın izlerinin ve tabii ki kimliklerinin yansımalarını bulamamışlardır.
İşte bu nedenle Ahıskalı bir akademisyen olarak halkımızın tepkilerine tercüman olmak ve gelişmeleri objektif bir bakış açısı ile dile getirmek istedim. Buna bağlı olarak münferit bir takım yersiz açıklamalara da yerinde müdahale ederek profesyonel ve medenî bir üslupta konunun ele alınmasını ve her yönü ile değerlendirilmesini uygun gördüm.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir