Mart 2016 Sayı 179
22 Mart 2016
Türk-Rus İlişkileri: Krizin Sınırları
22 Mart 2016

Küresel ve Bölgesel Aktörlerin Suriye’de Kesişen Politikalarının Türkiye’ye Yansımaları

Giriş

Suriye iç savaşı başlangıçta Suriye Baas Partisi (Esad Rejimi)’ne sâdık askerler ve bu partiyi iktidardan indirmek isteyen ılımlı muhalifler ve daha sonra mezhepsel (El Nusra, IŞİD)/etnik milliyetçilik (PYD/YPG) arasında sürmekte olan silâhlı mücadeledir. Suriye’de gösteriler 15 Mart 2011’de başlamış ve Nisan 2011 tarihinde ülke çapına yayılmıştır. Söz konusu gösteriler, Arap Baharı olarak bilinen, Ortadoğu’daki daha geniş bir protest hareketin parçasıdır. Göstericiler, ailesi 1971 yılından beri iktidarı elinde tutan Beşar Esad’ın istifasını ve 1963 yılından beri ülkeyi idare eden Baas Partisi’nin iktidarı bırakmasını taleple başlamış, gösteriler hızla iç savaşa dönüşmüştür. Suriye’deki iç savaşa bölge içinden ve dışından aktörlerin de katılmasıyla çığırından çıkmış, 4,5 milyon Suriyeli göçmen/mülteci durumuna düşmüş 2016 yılı itibarıyla da Suriye’nin toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve devlet otoritesi tehlike altına girmiştir.

Suriye iç savaşında bugüne kadar en kazançlı çıkan taraflar; başta IŞİD, Esad rejimi ve PYD/PKK terör örgütü olmuştur. Suriye iç savaşında başlangıçta taraflar Esad rejimi ve ÖSO iken ilerleyen süreçte sahneye El Nusra-IŞİD ve PYD/YPG girmiş iç savaşın seyri ve kaderi değişirken oyuna bölge içinden İran-Lübnan Hizbullah’ı, bölge dışından ABD ve ABD liderliğindeki koalisyon ile en son olarak da Rusya’nın da girmesiyle iç savaşın boyutu, şekli ve gidişatı farklılaşmıştır. Suriye’deki çatışma ortamı çok taraflı, çok uluslu, çok örgütlü, karmaşık hâle gelmiştir. Bu bağlamda Suriye; çokuluslu güçlerin, uluslararası terör örgütlerinin çok geniş, çok derin ve çok cepheli bir sahada savaştıkları; bölge içinden ve bölge dışından aktörlerin de bizzat güç mücadelesinde yer aldığı; stratejik ortaklıkların/müttefikliklerin ve düşmanlıkların değişerek grift hâlini geldiği, asimetrik ve klasik harbin karışımı taktik ve tekniklerin çok yoğun ve şiddetli bir şekilde uygulandığı; medya ve internetin yoğun propaganda amaçlı olarak kullanıldığı; savaştan kaçan vatandaşlarının Ortadoğu-Akdeniz ve Avrupa’da yoğun göçmen/sığınmacı hareketine sebep olduğu; Suriye ve Irak’ta savaşan IŞİD’in bu savaşı Ortadoğu’dan Avrupa’ya da terör olarak taşıyarak, çatışma ve kaos alanını genişlettiği; harap, karmaşık ve dağılma durumunda olan ülke hâline gelmiştir. Irak’ın topraklarının %50’sinde, Suriye’nin topraklarının ise %60’ında mevcut yönetimlerin devlet otoritesi kalmamış, söz konusu ülkelerin toprak bütünlükleri ve egemenlikleri tehlike altına girmiştir. Söz konusu ülkelerde etnik, dinsel ve mezhepsel ayrışma ve kamplaşma artmış, bu ülkelerde yaşayan halkın devlete ve ülkeye olan aidiyet duygusu ve hep birlikte yaşama isteği azalmıştır. Kürtler etnik milliyetçilik kapsamında söz konusu ülkelerin devlet otoritesinin kalmadığı bölgelerinde oluşturdukları silâhlı güçlerle stratejik bölge ve tesisleri ele geçirmekte, kontrol altına almaktadır. Bölgede yaşayan Arap, Türkmen ve diğer etnik grupları katletmekte, göçe zorlamakta, boşalan köy, kasabalara Kürtleri yerleştirerek bölgeyi hızla Kürtleştirmektedirler.

İç savaş başladığından bugüne kadar Esad rejimi ve ılımlı rejim muhalifleri arasındaki çatışmalar farklılaşmıştır. Esad rejimi; ılımlı rejim muhalifi gruplarla ilave olarak mezhepsel boyutta El Nusra ve IŞİD ile çatışırken, IŞİD Suriye’nin kuzeyinde ve doğusunda kontrolü sağlamış, IŞİD’in Kürt bölgelerine saldırmasıyla işin içine etnik boyutta girerek IŞİD-PYD/YPG çatışması başlamış, İran ve Rusya’nın desteğiyle güçlenen Suriye rejimi Lazkiye-Halep vb. stratejik yerlerde ılımlı muhaliflerle çatışırken, PYD/YPG’nin de silâhlı desteğini almıştır. Rusya’nın Esad rejimi ile çatışmayan PYD/YPG hariç Esad rejimi muhalif grupları terörist kabul edip bombalaması, Esad rejimi ve PYD/YPG’nin ilerleyişini kolaylaştırmış ve ılımlı muhalif gruplar ve IŞİD’e kaptırılan bölgeler geri alınmaya başlamıştır. Esad rejimi ve PYD/YPG savunmadan taarruza, ılımlı muhalifler, El Nusra ve IŞİD ise taarruzdan savunma durumuna geçmişlerdir. IŞİD’in üst seviye komuta grubu 2016 yılı başından itibaren Libya Sirte’ye geçmeye başlamıştır.

Mart 2016 tarihi itibariyle tarafların durumu; Rusya ve İran’ın bizzat oyuna girmesi ile Suriye rejimi kaybet-kazan, ABD ve Rusya’nın etkisiyle IŞİD kazan-kaybet, ABD ve Rusya’nın desteklediği PYD/YPG kazan-kazan, ABD ve Türkiye’nin destek verdiği sonradan desteğin hızını kaybettiği ılımlı rejim muhalifleri (Bayır Bucak Türkmenleri de bu gruba dâhil olmak üzere) ise kaybet-kaybet konumundadır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir