Küresel ve Bölgesel Aktörlerin Suriye’de Kesişen Politikalarının Türkiye’ye Yansımaları
22 Mart 2016
Putin’i Bekleyen Hezimet: Ortadoğu Hâkimiyeti
22 Mart 2016

Türk-Rus İlişkileri: Krizin Sınırları

24 Kasım 2015 tarihinde, Türkiye’de hükümetin kurulduğu gün Rus Hava Kuvvetleri’ne âit SU-24 tipi savaş uçağı, TSK tarafından sınır ihlali yaptığı gerekçesiyle angajman kuralları çerçevesinde düşürüldü. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin bu iddianın gerçek olmadığını söyleyerek “Uçak vurulduğunda 6 bin metre yükseklikte, Türk topraklarından 1 kilometre uzaklıkta uçuyordu” açıklamasını yaptı. Düşen uçağın pilotlarından biri kurtulurken, diğeri yaşamını kaybetti. Bir Rus askeri de arama kurtarma çalışmaları sırasında öldü.
Türkiye, gerek Sovyetler Birliği ile gerekse dağılan Sovyetler Birliği’nin halefi Rusya Federasyonu ile böylesine derin bir kriz yaşamadı. Türk-Rus ilişkileri farklı boyutlardaki her türlü siyasî krizi atlatabildi. Batı dünyasının bir parçası olan Türkiye, Gürcistan ve Ukrayna krizlerinde Batı’dan farklı bir tutum benimseyerek tarafsız bir tutum alabildi. Türkiye ve Rusya, Suriye iç savaşında farklı kutuplarda olmalarına rağmen iyi ilişkilerini koruyabildiler.

Türk-Rus ilişkileri farklı krizlerle sınanmış olmasına rağmen Türkiye’de 64. Hükümet’in kurulduğu gün (24 Kasım) ve saatlerde başlayan uçak krizi neden büyümeye devam ediyor? Hem Moskova, hem de Ankara neden uçak krizini kontrol altına almaya çalışmıyor? Söylem savaşı neden durmuyor? Dağdan aşağıya yuvarlanan çığ gibi büyümeye devam eden krizin genişlemesinin sınırları ne olacaktır? Kriz hangi noktada duracaktır?

Krizin derinleşmesinde stratejik, ekonomik ve politik değil; psikolojik faktörler bulunuyor. Irak’ta ABD askerlerinin Türk askerlerinin başına çuval geçirmesi Türkiye’de nasıl bir psikolojik travma yaratmışsa, Türkiye tarafından Rus askerî uçağının düşürülmesi de Rusya’da benzer bir millî travma yaratmıştır. Bu nedenle krize travmayı anlamaya çalışarak yaklaşmak gerekiyor.
Uçak krizi hem Türkiye-Rusya ilişkilerinde hem de Türkiye ile Rusya’nın çevre ülkelerle ilişkilerinde bir milât oldu. Avrupa kıtasında bulunan eski Sovyet Cumhuriyetleri (Ermenistan haricinde) Türkiye’ye yakın bir tavır aldılar. Çünkü söz konusu cumhuriyetler ya Batı ile bütünleşmişler ya da bütünleşmeye çalışmaktadırlar. Orta Asya’daki eski Sovyet Cumhuriyetleri ise kısmen Rusya’nın yanında kalmayı tercih ettiler. AB, ABD ve NATO Türkiye’nin yanında oldu. Üçüncü Dünya ülkeleri ile Portekiz, Danimarka ve Hollanda gibi AB’nin küçük ülkeleri de sessiz bir şekilde Türkiye’den taraf oldular.

Uçak krizi, Türk-Rus devlet ve toplumsal yapılarının Batı görünümlü Doğu karakterli toplumlar olduğunu bir defa daha göstermiştir. İki ülkede de aklı başında insanların ve kurumların sustuğu, krizin derinleşmesine yardımcı olacak her türlü kişinin konuştuğu ve adımın atıldığı bir süreç yaşanmaktadır. 18. ve 19. yüzyıldaki savaşların tekrar gündeme taşındığı, tarihten savaş sayfalarının açıldığı bir duygusallık patlaması yaşanmaya başlanmıştır. Kriz ile birlikte Moskova, uluslararası alanda Türkiye’yi IŞİD’e destek veren ve bu örgütten petrol satın alan, Kuzey Kafkasya’yı karıştıran ülke konumuna getirmeye çalışmaktadır. Bu suçlamaların iki ülkeye de faydası yoktur.

Moskova yönetiminin ve Rus halkının travmasını anlamak ve saygı duymak gerekiyor. Ancak Rusya, kendisi gibi köklü bir devlete yaraşmayacak ölçüde duygusal bir yaklaşıma yönelmedi mi? Türkiye ve Türk düşmanlığı abartılmadı mı? Rusya’nın da zararına olan Türkiye’ye düşmanlığı vizyonsuz, çocukça ve çok provokatif. Rusya’da ne çok Türk düşmanı varmış. Akıl alır gibi değil! Sanki Moskova’daki Türk düşmanı lobiler Türk-Rus ilişkilerinin bozulmasını yıllardır pusuda bekliyorlardı. Rusya’yı Napolyon ve Hitler’in işgal ettiği unutulmuş ve Rus tarihi 19. yüzyıl tipi Türk düşmanlığı üzerinden yeniden yaratılmaya başlanmış: Kaba, kara ve alçaltıcı bir propagandayla… Türkiye’ye siyasî ve ekonomik alanda verilen ceza yeterli görülmüyor. Mutlaka askerî alanda misliyle cevap verilmesi ve Rusya’nın onurunun kurtarılması saplantıya dönüşmüş durumda.

Türkiye-Rusya Gerilimi: Lobiler

Kremlin, Türkiye krizini yönetemedi. Tepkisini Türk hükümeti ile sınırlamadı. Türk halkını hedef aldı. Bununla da yetinmedi Türk tarihini de, Rusya Federasyonu’ndaki Müslüman kökenli halkları da hedef aldı. 24 Kasım sonrası Rusya, Türkiye’yi dört taraftan çevirmeye başladı: Karadeniz, Ermenistan, Suriye ve Doğu Akdeniz. AB ve NATO’ya kayan eski Sovyet Cumhuriyetleri’ne dönük siyasetin benzerini Türkiye’ye uygulamaya başladı. Ekonomik yaptırım, vatandaşları ötekileştirme, askerî ve siyasî baskı, siber saldırı… Türkiye ise Rusya’nın duygusal yaklaşımlarına karşı sabırlı davranıyor. Kontrollü bir gerginliğe yönelmek istiyor. Türk ve Rus tarafı adım adım birbirini tartıyor ve birbirlerini yeniden tanımlıyor.

Rusya’da çok güçlü Türk düşmanı lobiler var. Batı’nın ambargosuna rağmen Batı düşmanlığı yapmayan, Ukrayna’nın Rusları öldürmesine rağmen Ukrayna düşmanlığı yapmayan lobiler, Türk düşmanlığını çok sevdi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir