Putin’i Bekleyen Hezimet: Ortadoğu Hâkimiyeti
22 Mart 2016
İran’da Meclis ve Uzmanlar Meclisi Seçimleri
22 Mart 2016

Türkiye-Rusya-İran: İlişki Durumu Karışık

Bölgenin önemli 3 devletinin rekabeti alabildiğince devam ederken, Rusya ve İran arasındaki ilişkiler Türkiye’nin aleyhine bir seyir izlemeye başlamıştır. Türkiye’yi ve Türk dünyasını etkileme potansiyeline sahip Rus ve İran ittifakının olumsuz etkileri yakın ve orta gelecekte kendisini gösterecektir. Bunun için Türkiye bölgedeki gelişmeleri yakından izleyerek bir strateji belirlemelidir.

Türkiye-İran İlişkileri Nereye Gidiyor?

Bilindiği üzere Türkiye’nin doğuya açılan üç önemli kapısı var: Gürcistan, Ermenistan ve İran. Azerbaycan’a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nden İran’a geçiş olduğundan, burası da İran’a açılan başka bir yol olarak değerlendirilmelidir. Navçıvan ile Azerbaycan’ın toprak/karasal sınırı yoktur ve Ermenistan, stratejik bir uzantı koridoru ile Azerbaycan-Nahçıvan arasını keserek, Ermenista-İran kritik sınır irtibatını sağlar. Ermenistan doğu ve batı komşularıyla yâni Azerbaycan ve Türkiye ile, Karabağ krizinden dolayı büyük sorunlar yaşamaktadır. İran yine aynı şekilde Azerbaycan ve Türkiye ile adı konmamış bir rekabet ve kırılmalar yaşamaktadır. Özellikle Karabağ krizindeki tutumu nedeniyle, hem Azerbaycan hem de Türkiye açısından kabul edilemez bir süreç olduğundan, İran iki ülke tarafından üstü kapalı bir biçimde suçlanmaktadır. İran’ın Karabağ krizi sürecinde Azerbaycan’a değil de Ermenistan’a destek olması, Ermenistan’a değişik yöntemlerle yardım etmesi hâlâ hâfızalardaki yerini bütün canlılığı ile korumaktadır. İran ile Türkiye arasındaki tarihî rekabet ve çekişmenin alabildiğince devam ettiğinin göstergesi Karabağ krizidir. Karabağ sorunu, Ermenistan ile Azerbaycan arasında bir bölgesel kriz olmanın ötesinde Rusya, İran ve Türkiye arasındaki tarihî bir rekabetin düğüm noktası, dönüm noktasıdır. 1828 Türkmençay Anlaşması’yla Güney Kafkasya’da başlayan Rus-İran stratejik işbirliği, Türk dünyası için ciddî bir problem olmuştur. O gün başlayan ve etkisini bugün bile artarak hissettiren bu birliktelik, Türk dünyasında ciddî sıkıntılar ve bunalımlar oluşturmaya devam etmektedir. İran-Rusya ilişkisi, Türkiye’nin ve Türk dünyasının geleceğinde önemli bir soru ve sorun olarak karşımızda duracaktır. Son günlerde Rusya, Azerbaycan ve İran arasındaki görüşmeleri ve işbirliği çabalarını Türkiye iyi okuyarak, bölgesel gelişmelere karşı yeni hamleler yapmalıdır. Bu bağlamda Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun İran seyahati beklentileri çok yükseltmiştir. Suriye’de âdeta Rusya-İran bloğu ile Türkiye’nin savaşın eşiğine gelindiği değerlendirildiğinde, Türkiye-İran ilişkilerinin yeniden gözden geçirilerek, en azından çözülebilir bir kriz noktasına çekilebilmesi değerlendirilmelidir. Her ne kadar basına yansıyan iyi niyet ve işbirliği çabaları varsa da, görünmeyen arka planda Türkiye-İran ilişkileri son yılların en gergin noktasındadır. Bu gerginlik Suriye özelinde savaş eşiğine gelmişken Davutoğlu’nun ziyareti, “yumuşamanın başlangıcı olabilir” şeklindeki beklentileri artırmıştır. Fakat istenen ilerleme sağlanmış görünmemektedir, Türkiye-İran ilişkileri gelecek on yılda beklenenin aksine iyi olmayacaktır. Zira İran-Rusya ittifakı Türkiye’nin bölgesel güç olma yolundaki gayretlerini bastırmaya çalışmaktadır. İran bu süreçte bir taraftan Rusya’yı dengelerken diğer taraftan da Batı ile olan ilişkilerini düzenleyerek kendisine daha geniş ve görece güvenli bir alan açmak istemektedir. İşte bu durum Türkiye’nin iyi görmesi gereken bir nokta olup, İran’a bölgesel mücadelede Türkiye’nin önünü keserek bir yere varamayacağını anlatmalıdır. İran gelecek perspektifini Türkiye’siz çizmeye çalışırsa, Türkiye’ye karşı manevralar yaparak etkinliğini artırmaya gayret ederse, doğacak sonuçlar İran açısından iyi olmayabilir. İran-Rusya ittifakı dönemseldir ve İran-Amerika ilişkileri Rusya açısından gözden geçirilmelidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir