Nisan 2016 Sayı 180
22 Nisan 2016
4 Gün Savaşı, Sıfır Toplamlı Oyun Perspektifinin Sonu Mu?
22 Nisan 2016

Dağlık Karabağ Eksenli Azerbaycan-Ermenistan Çatışmasının Bölgesel ve Küresel Yansımaları

Giriş

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından hemen önce Azerbaycan SSC’ye bağlı olan Dağlık Karabağ’daki Ermeni ayrılıkçılar Dağlık Karabağ’da bağımsızlık ilân ederek Azerbaycan’dan ayrıldıklarını duyurmuşlardır. 1988-1994 döneminde Ermenistan’dan kovulan Azerbaycanlılar ile Dağlık Karabağ’da yaşanan savaş sonucu D.Karabağ’dan ayrılmak zorunda kalan bir milyona yakın kaçkın/göçmen Azerbaycan’a sığınmak zorunda kalmıştır. 9 milyon nüfusu olan Azerbaycan’da bir milyondan fazla insan diğer bir ifâde ile ülkede yaşayan her 9 kişiden birisi, kaçkın/göçmen durumundadır. Göçmen nüfusun toplam nüfusa bölümünde ortaya çıkan rakam açısından Azerbaycan dünyanın en çok göçmen barındıran ülkesi durumundadır.
Zaman zaman Dağlık Karabağ’da Türk-Ermeni çatışmaları yaşanırken genelde dondurulmuş hâlde bekleyen sorun Nisan ayının başında yeniden alevlenerek Azerbaycan ve Ermenistan’ı tekrar ciddî anlamda karşı karşıya getirmiştir.
AGİT Minsk Grubu devreye girerek taraflardan barış hâlini korumalarını istemiştir. Ancak bugüne kadar Rusya başta olmak üzere BM Güvenlik Konseyi ve AGİT Minsk Grubu’nun Dağlık Karabağ sorununa çözüm getiremedikleri bilinmektedir. Ermenistan başta Dağlık Karabağ olmak üzere Azerbaycan’ın %20’sini işgal altında tutmaktadır. Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ ile birlikte Laçin koridoru ve Zengezur koridorunu Ermenistan’a kaptırmasıyla Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ile fizikî teması/bağlantısı kalmamıştır. Azerbaycan’ın stratejik bölgeleri hâlen Ermenistan’ın kontrolü ve işgali altındadır.
Azerbaycan-Ermenistan çatışmasının ciddîyeti; Suriye’de yaşanan iç savaş ve Suriye ile Irak’ta IŞİD’e karşı yürütülen harekâta kilitlenen dünyanın dikkatini bu kez Ortadoğu’dan Kafkasya bölgesine kaydırmıştır. Rusya’nın Suriye’deki askerî varlığının bir kısmını çekmesi ve Ermenistan’a yığınak yapmaya başlamasının ardından çıkan bu çatışma düşündürücüdür. “Putin, satranç tahtasında yeni bir stratejik hamle mi yapmıştır” diye düşünmek gerekmektedir. Rusya, Türkiye ile yaşanan uçak düşürme krizi sonrası Ermenistan’daki üslerine takviye yapma kararı almış; Rus Silâhlı Kuvvetleri, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da bulunan askerî üsse 6 adet Mi-24 saldırı ve Mi-8 nakliye helikopteri göndermiştir. Rus ordusu Aralık 2015 ayı başında da, Erivan’daki askerî üsse 7 helikopter daha konuşlandırmıştır.
Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in Türkiye ziyaretini, Rusya dikkate almıştır. TANAP Projesi’ne Türkmenistan gazının eklenmesi ve Türkiye üzerinden uluslararası pazara sunulması Rusya’yı rahatsız etmektedir. “Bu projenin gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır” diye bir takım görüşler hâkim olsa da, projenin tarafları geri adım atacak gibi görünmemektedir. Ayrıca şu da unutulmamalıdır ki, ilk kez İran, Türkmen gazının İran üzerinden geçmesine yönelik resmî bir açıklamada bulunmuştur. Bu görüşmenin ardından neredeyse 25 gün geçmeden yıllardır Azerbaycan-Ermenistan arasında süren ve çeşitli önerilere rağmen bir türlü çözüm üretilemeyen Dağlık Karabağ sorunu ile ilgili çatışmaların yeniden alevlenmesi düşündürücüdür. Azerbaycan ordusu, Ermenistan-Azerbaycan cephe hattında bazı stratejik tepeler ve yerleşim birimlerini geri almış, bu çatışmalarda 12 Azerbaycan askeri şehit olmuştur. Azerbaycan Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, 3-4 Nisan 2016 tarihlerinde Ermeni güçleri Azerbaycan mevzilerini aralıksız ateşe tutmuştur. Yoğun ağır silâh atışı sırasında siviller arasında can kayıpları ve yaralanmalar yaşanmıştır. Bu kapsamda, sivillerin can güvenliğinin temin edilmesi için Azerbaycan ordusu Ağdere, Terter, Ağdam, Hocavend ve Fuzuli bölgelerinde operasyonlara başlamıştır. Çatışmalar başladıktan sonra Azerbaycan ordusu D.Karabağ’daki stratejik noktalardan güneydeki Lele Tepe ve kuzeydeki Terter yakınlarındaki Seyfulan’ı ele geçirmiştir. Goranboy ve Naftalan kentleri için tehlike oluşturan Talış köyü etrafındaki tepe ve Seyfulan yerleşim birimi Ermeni güçlerinden temizlenmiştir. Azerbaycan ordusunun taarruzunda kısa sürede Ermeni mevzileri yarılarak stratejik öneme sahip bazı tepeler ve yerleşim birimleri geri alınmıştır. Fuzuli bölgesinde, Horadiz kentinin güvenliği için önemli olan Lele Tepesi de Azerbaycan ordusunun kontrolüne geçmiştir. Geri alınan bölgelerde savunma hattı oluşturulmuş ve mevziler güçlendirilmiştir. Hâkim konumdaki bu noktalar ateşkesle başlayan müzakerelerin de ana gündemidir. Azerbaycan Savunma Bakanlığı’na göre çatışmalarda 31 Azerbaycan askeri şehit olurken,100’den fazla Ermenistan askeri de öldürülmüştür.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Ermenistan ve Azerbaycan’a itidal çağrısında bulunup, her iki taraftan da bir an önce ateşkese gitmelerini istemiştir. Putin’in mesajını ileten Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus liderin şiddet olaylarının yenilenmesi nedeniyle derin bir kaygı duyduğunu da aktarmıştır. 5 Nisan 2016 tarihinde de Azerbaycan ve Ermenistan, Rusya’nın arabuluculuğunda ateşkes ilân etmiştir. 8 Nisan 2016 tarihinde Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları Rusya’nın başkenti Moskova’da BDT Dışişleri Bakanları Toplantısına katılmışlardır. Azerbaycan Güvenlik Konseyi toplantısında konuşan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, “Bakü savaştan değil, barıştan yanadır. Cephe hattında yürüttüğümüz operasyonda büyük bir zafer elde ettik. Dün yeniden başlayan çatışmalarda 100’den fazla Ermeni askeri öldü, 100’den fazla asker ise yaralandı” açıklamasını yapmıştır. Ermenistan’ın barış istemediğini sözlerine ekleyen Aliyev, 20 yılı aşkın süredir devam eden sorunda, Erivan’ın çözüme yaklaşıldığı dönemlerde her zaman provokasyona başvurduğunu söylemiştir. Azerbaycan ateşkese uyarken Ermenistan ateşkesi ihlâl etmeye devam etmekte ve Azerbaycan’a kaybettiği stratejik noktaları alıp eski konumuna dönmek istemektedir.
Dağlık Karabağ 10 Aralık 1991’de yapılan ve Azerbaycanlı Türklerin boykot ettiği, yalnız Ermenilerinin katıldığı halkoylamasının neticesinde tek yanlı bağımsızlık kararı alıp, 6 Ocak 1992’de Azerbaycan’dan bağımsızlığını resmen ilân etmiştir. Bu hâdisenin ardından bölgede üç yıllık bir savaş yaşanmıştır. İlginçtir ki Dağlık Karabağ Ermenilerinin bağımsızlık kararını başta Ermenistan dâhil hiçbir ülke ve uluslararası kuruluş tanımamıştır. Rusya’nın arabuluculuğunda Ermenistan ve Azerbaycan arasında 1994’te ateşkes anlaşmasına varılmış olmasına rağmen bölgede gerilim dönem dönem yeniden tırmanmıştır.

Dağlık Karabağ Sorunun Tarihsel Gelişimi

Sovyetler Birliği dağılmadan önce 1988 yılının başında Ermeniler ve Azerbaycan Türkleri arasında bir dizi kışkırtıcı saldırı ve misillemeler başlamıştır. Perestroyka (yeniden yapılanma) ortamında Dağlık Karabağ’daki Ermenilerce; Azerbaycan rejimine karşı protestolar başlamış, bu muhalif hareket hızla siyasî örgütlenmeye dönüşerek, demokrasi ve ulusal egemenliğini kazanmayı amaçlayan anti-komünist geniş bir ittifak olan Dağlık Karabağ Komitesi’ni oluşturulmuştur. 20 Şubat 1988’de Dağlık Karabağ Özerk Oblastı (Bölgesi) Ulusal Konseyi’nin Ermeni temsilcileri bölgenin Ermenistan ile birleşmesi yönünde oy kullanmıştır. Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti resmî olarak buna yanıt vermemiştir. Bu hâdiseden sonra D. Karabağ’da olaylar çıkmış pek çok insan hayatını kaybetmiş ve Türklerin yanı sıra Ermeniler de Dağlık Karabağ’dan göç etmek zorunda kalmıştır.
7 Aralık 1988’de Spitak civarında meydana gelen ve Ermenistan’ın kuzey kesimini tahrip eden depremin ardındaki karışık ortamda Sovyetler Birliği yetkilileri Dağlık Karabağ Komitesi’nin önderlerini tutuklayarak karşıt hareketin büyümesini engellemeye çalışmıştır. Ancak Ermenistan Komünist Partisi’nin giriştiği uygulamalar siyasî krizi derinleştirmiştir. Mart 1989’da seçmenlerin çoğu, Sovyetler Birliği’nin Yüksek Halk Temsilciler Meclisi genel seçimini boykot ederek, Dağlık Karabağ Komitesi üyelerinin serbest bırakılması için gösteriler düzenlenmiş ve Mayıs ayında yapılan Ermenistan Yüksek Sovyeti seçiminde, Ermeni seçmenler Dağlık Karabağ dâvâsını destekleyen temsilcileri seçmişlerdir. Seçimden sonra Dağlık Karabağ Komitesi üyeleri tahliye edilmişlerdir. SSCB Başkanı Mihail Gorbaçov Dağlık Karabağ sorununu çözmek için Özel Yönetim Komitesi’ni kurmuş ve Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’nin özerklik haklarının artırılmasını önermiştir.
Haziran 1989’da Ermeni Levon Ter-Petrosyan önderliğinde çok sayıda gayri resmî milliyetçi örgütler birleştirilerek “Bütün Ermeni Hareketi” (Hayots Hamazgain Sharzhum) kurulmuş ve Ermenistan hükûmeti de bu oluşumu resmen onaylamıştır. Hem “Bütün Ermeni Hareketi” hem de Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde kurulan “Azerbaycan Halk Cephesi”, Özel Yönetim Komitesi’nin kaldırılmasını istemiştir. Ermeniler Dağlık Karabağ’ın Ermenistan’ın bir parçası olması gerektiğini, Türkler ise Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’nin özerkliğinin kaldırılmasını savunmuştur.
Ağustos 1989’da Dağlık Karabağ’daki Ermeniler kendi Ulusal Konseyi’ni seçmiş ve Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’nin Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nden ayrıldığını ve Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’yle birleştiğini açıklamıştır. Eylül 1989’da Azerbaycan, o zamana kadar Ermenistan’ın diğer Sovyet Cumhuriyetleri’nden yaptığı ithalatın %90’ını karşılamakta olan hayatî yakıt ve besleme hatlarına karşı ekonomik abluka uygulamaya başlamıştır. Bu bağlamda; SSCB Yüksek Sovyeti, 18 Temmuz 1988’de, Dağlık Karabağ’ın, Azerbaycan’ın bir parçası olarak kalması kararını almış ve Ocak 1989’da ise Dağlık Karabağ’ı doğrudan merkeze bağlamıştır.
Kasım 1989’da SSCB Yüksek Sovyeti; Azerbaycan’ın lehine olarak Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’nin özerkliğini kaldırılıp doğrudan Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlanmasına dair karar almıştır. Fakat SSCB’nin bu politikası ters etki yaratmış ve Aralık 1989’da Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti ile Dağlık Karabağ Ermeni Ulusal Konseyi’nin ortak oturumu, Moskova’nın kararını geçersiz sayarak Dağlık Karabağ Özerk Oblastı’nın Ermenistan ile birleştiğini açıklamıştır. Dağlık Karabağ Cumhuriyeti, hukuken Azerbaycan’a âit Dağlık Karabağ ve çevresindeki 7 Azerbaycan ilini kapsayan topraklar üzerinde işgal sonrası kurulmuş fiilen bağımsız olan bir ülkedir. Ermeniler, 1988’de tek taraflı olarak gerçekleştirdikleri referandumla bağımsızlık kararı aldıktan sonra, önce Dağlık Karabağ bölgesindeki Türkler göçe zorlanmış hemen sonrasında da Sovyet destekli Ermeni işgalleri başlamıştır. Bu işgaller neticesinde Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi ile bölgeyi çevreleyen 7 Azerbaycan şehrini (rayon) işgal etmişlerdir. Ermeni işgalleri sonrasında 5 Mayıs 1994’te Bişkek’te bir araya getirilen taraflar arasında ateşkes antlaşması imzalanmıştır.
Çoğunlukla Ermenilerin yaşadığı bölgede, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yükselen etnik gerilim, Ermenistan’ın desteklediği Ermeni militanlarla Azerbaycan arasında çatışmaların çıkmasına neden olmuştur. Ermeni güçlerinin bölgeye girişiyle birlikte Azerbaycanlılara yönelik başlattıkları katliamlar halkı göçe zorlamıştır. 10 Aralık 1991’de Azerbaycanlıların boykot ettiği ve yalnız Ermenilerin katıldığı halkoylaması sonucuna göre bağımsızlık kararı alınarak 6 Ocak 1992’de de bağımsızlık resmen ilan edildi. Fakat Ermenistan dâhil hiçbir ülke veya uluslararası kuruluş Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını tanımamıştır. Bu arada işgal altındaki diğer bölgeler haricinde Dağlık Karabağ bölgesiyle ilgili Ermenistan ve Azerbaycan taraflarınca aidiyet iddiası da varlığını korumaktadır.
Ermenistan, Rusya destekli göç politikasıyla; Dağlık Karabağ’ın nüfusunu hızla Ermenileştirmiştir. Azerbaycan toprakları içinde bulunan D.Karabağ’ın 1823’teki nüfusunun %75’i Türk iken Çarlık Rusya’sı, D.Karabağ’a Ermeni nüfusu yerleştirme politikası gütmeye başlamıştır. Rusya, Gürcistan’ı da egemenliği altına aldıktan sonra Hazar Denizi’ne doğru genişlemeye devam etmiştir. 1828’te Rus Çarlığı ile İran arasında başlayan savaş nedeniyle İran’ın kuzeyindeki eyaletlerdeki Ermeni nüfusu Dağlık Karabağ’a taşınmıştır. 1829’da ise Van ile Erzurum bölgesi nedeniyle Osmanlı ile Rus Çarlığı arasında savaş başlamıştır. O dönem çoğunlukla Revan Bölgesi’ne yâni bugünkü Ermenistan’ın başkentine Ermeni göçü olmuştur. Dağlık Karabağ’da 1830’lu yıllarda ilk defa Ermeni nüfusu oluşturulmuştur. Böylece, 19. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı’dan ve İran’dan toplam bir milyon kadar Ermeni, Azerbaycan’ın İrevan ve Karabağ, kısmen de Gence ve Nahçıvan bölgelerine yerleştirilmiştir. Dönemin tarihi kaynakları bu göç olayının iki tarafın da (Rusya ve Ermeniler) planlı hazırlıklarıyla hayata geçirildiğini kanıtlamaktadır. Bu bağlamda 1917’de D.Karabağ’daki Türk nüfusu oranı yüzde %56’ya gerilemiştir. SSCB’nin kurulması ile özerk bir cumhuriyet olarak Azerbaycan’a bağlanan Dağlık Karabağ’a Ermeni göçü, Stalin döneminde daha da yoğunlaşmış ve nüfus çoğunluğu Ermenilerin lehine değişmiştir. Günümüzde ise Dağlık Karabağ nüfusunun %75’ten fazlası Ermeni’dir.
1980’li yıllardan itibaren Ermeniler, Dağlık Karabağ’da çoğunluğu ele geçirmiştir. Asıl sorun ise, otonom bölge konumundaki D.Karabağ ile bugünkü Azerbaycan arasında Azerbaycan topraklarını Ermenistan’ın işgal etmesi üzerine ortaya çıkmıştır. Ermenistan önce o aradaki bölgeyi (Laçin Koridoru) işgal etmiş ve sonra Azerbaycan aleyhine doğuya doğru da işgal politikası izlemiştir. Azerbaycan’ın, %20 oranında toprak kaybı vardır. Tarihsel olarak Rusya’nın geliştirdiği Ermenistan’a toprak yaratma ve bölgeyi Ermenileştirme politikasını İngiltere de desteklemiştir. Bugüne kadar çözülemeyen bu sorunda, Ermenilerin tezleri, Ermenilerin Dağlık Karabağ’da çoğunluk teşkil ettiği, bu nedenle kendi kaderini belirleme hakkına sahip olduğu savına dayanmaktadır. Azerbaycan tarafı ise, Dağlık Karabağ bölgesinin hukukî ve tarihî olarak kendisine âit olduğunu savunmakta, bölgedeki etnografik yapının sırasıyla Rus Çarlığı ve Sovyetler Birliği politikalarıyla suni olarak değiştirildiğini, bu nedenle toprak talebine temel teşkil edemeyeceğini iddia etmektedir.
Tarafları uzlaştırma noktasında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin konuyla ilgili almış olduğu kararlar uygulama başarısız olmuştur. BM Güvenlik Konseyi’nin sorunun barışçıl yönlerden çözümü için yetki verdiği ve eş başkanlıkları Rusya, ABD ve Fransa’dan oluşan AGİT Minsk Grubu’nun başarısızlığı da dikkatleri çekmiştir. AGİT Minks Grubu da Dağlık Karabağ sorununda çözümden ziyade çözümsüzlük getirmiştir. Tarihsel konumlarıyla baktığımızda Minks Grubu’nun eş başkanlarından Fransa Katolik Ermeniler’in hamisiyken, ABD ise Proteston Ermeniler hamisi konumundaydı. Buna ilâveten Rusya’nın Ermenistan’dan yana tarihsel, siyasî tutumu da açıktır. Dolayısıyla müzakerelerde Azerbaycan’ın temsilini sağlayacak eş başkan mekanizması bulunmamaktadır. Ayrıca, taraflar 2008-2012 yılları arasında devlet başkanları nezdinde 14 defa bir araya gelmiş olmasına rağmen görüşmelerde herhangi bir ilerleme kaydedilememiştir. 20 yılı aşkın bir süredir devam eden sorunda, gerginlik artarak devam etmiş, uzlaşma noktasında taraflar arasında -Rusya’dan destek alarak Erivan yönetiminin taviz vermeyen tavrı yüzünden- bir arpa boyu dahi yol kat edilememiştir.
2014 yılının Aralık ayında Azerbaycan-Ermenistan arasında cephe hattında sıcak çatışmalar şeklinde kendisini gösteren gerginlik, tırmanarak Nisan 2016 yılında birçok bölgede ağır silâhlı çatışmaya dönüşmüştür. Son gelişmeler 20 yılı aşkın bir süredir Güney Kafkasya’da dondurulmuş olarak bekleyen/bekletilen D.Karabağ sorunu konusunda yeni gelişmeler mi olacak sorusunu da dünya gündemine taşımıştır.

Dağlık Karabağ’ın Hukukî Durumu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir