Alevî Muhafazakârlığı
31 Mayıs 2016
Bölgesel Güvenlikleştirme Perspektifinden İran ve DAEŞ
31 Mayıs 2016

ABD Başkanlık Seçimleri ve Muhtemel Süreç

Her dört yılda bir olduğu gibi ABD’de gerçekleşecek Başkanlık Seçimleri, eğer bir dünya gündemi varsa onu yine esir etmiş durumda. Ancak bu sefer gerçekleşecek olan seçimlerin bir başka özelliği ise Donald Trump’ın “renkli” katılım sağlaması. Trump’ın yaptığı, “Müslümanların Amerika topraklarına kabul edilmemesi”, “yasa dışı göçle ABD’ye gelmiş olan kişilerin sınır dışı edilmesi gerektiği” gibi sansasyonel açıklamalar tüm dünyada basın yayın organlarının dikkatini çekti. Trump, Cumhuriyetçi adaylar arasında hızla yükselişine devam etmektedir. Öte yandan Demokrat Parti’de, önce eski başkan Bill Clinton’ın eşi sıfatıyla daha sonra da Obama döneminde yaptığı uzun Dışişleri Bakanı görevi münasebetiyle hayli popüler olan Hillary Clinton’ın ismi öne çıkmaktadır. Clinton, devlet hizmeti dolayısıyla elde ettiği tecrübeye binaen öne çıkarken, yine bu hizmet sırasında yaptığı hatalarından ötürü de eleştirilere tâbi tutulmaktadır. Ancak Amerikan devlet sistemi dikkate alındığında küçük politik farklılıklar ortaya çıkmakla birlikte başkanların genel olarak devlet sistematiği dâhilinde ve geniş bürokratik ve hukukî mutabakatla hareket ettiği görülmektedir.

Donald Trump

Donald Trump, Amerika’da servetini gayrı menkul yatırımları ile kazanmış, televizyon şovlarında boy gösteren hayli geniş maddî imkânlara sahip bir işadamıdır. Bu imkânları sayesinde diğer Başkan Adayları’nın seçim kampanyalarını yürütmek için topladıkları bağışlara ihtiyaç duymayan bir aday konumundadır. Ayrıca yine geniş imkânları dolayısıyla yüklü bir reklam bütçesine sahip olan Trump, Amerikan basın yayın organlarında kendisine yer edinmekte de güçlük çekmemektedir. Trump ayrıca radikal çıkışlarıyla da gündem olmayı başarmaktadır. Özellikle göçmen sorunu dolayısıyla bunalmış olan Amerika’nın güney eyaletlerindeki Cumhuriyetçi seçmeni cezp edebilmek için yasa dışı göçmenlerin sınır dışı edileceği söylemini geliştirmiştir. Trump ayrıca 11 Eylül sonrası dönemde Bush hükümetleri ile had safhaya erişen İslâmiyeti terörist organizasyonlar ve davranışlarla bağdaştırma politikasını da yeniden canlandırma çabası içine girmiştir. 11 Eylül sonrası dönem için etkili olabilecek bu söylem son dönem gelişen Amerikan stratejisi çerçevesinde hayli eleştirilen bir tutumdur. Çünkü özellikle Ortadoğu’da gelişen olaylar sonucu Amerikan karşıtlığının artışını tetiklerken, ABD’nin imajının da gerilemesine yol açmıştır. Bu imajın düzeltilmesi için geliştirilen strateji ise diplomatik yollardan çözüm arayışlarına girilmesi ve uluslararası işbirliğini öne çıkaran bir yaklaşım şeklinde gerçekleşmiştir. Yâni Trump’ın geliştirdiği İslâmiyet karşıtı söylemler sâdece Başkan Adayı’nın belli bir seçmen kitlesini cezp etmek amacıyla kullandığı ifâdelerden öte, uzun dönemdir uygulanan ABD stratejinin reddiyesi anlamına gelmektedir. Trump’un bu söylemleri ABD güvenlik bürokrasisinde de tepkilere yol açmaktadır.

Bu konudaki en keskin çıkış uzun bir dönem Amerikan Millî Güvenlik Daire (National Security Agency-NSA) müdürlüğü, CIA başkanlığı yapmış Org. Michael Hayden’dan gelmiştir. Hayden Amerika’nın önemli gazetelerinden The Washington Post’a verdiği mülakatta, “Trump’ın Başkan seçilmesi durumunda Amerikan ordusunun, Trump’ın emirlerini dinlememesi gereken durumların ortaya çıkabileceği” görüşünü belirtmiştir. Hayden’ın bu açıklaması iki açıdan önemlidir. İlk olarak Org. Hayden üst düzey bir güvenlik bürokratı ve asker olması hasebiyle Amerikan Silâhlı Kuvvetleri ve güvenlik bürokrasisinde dikkate alınan bir şahıstır. İkinci olarak da Hayden, Bill Clinton, George Walker Bush ve Barack Obama dönemlerinde yâni hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler döneminde çalışılmış ve üzerinde mutabakat olan bir yöneticidir. Dolayısıyla Org. Hayden’ın ifâdeleri aslında bir bakışı da yansıtmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir