Türkiye’de ve Ortadoğu’da Hidro-Politikanın Önemi: Ekonomik, Sosyal Ve Stratejik Analizleri-II
31 Mayıs 2016
Taliban’ın Afganistan’daki Varlığı ve Pakistan
31 Mayıs 2016

“Kahrolsun Böyle Adâlet”

Büyük Türk milletinin her satırı kahramanlıklarla dolu şanlı tarihinde, bu şanlı tarihin yazılmasına katkıda bulunmuş sayısız büyük şahsiyetin varlığını görürüz. Uydurmalar yoluna girmeğe, sanal kahramanlar oluşturmaya muhtaç olmayan şanlı bir geçmişimiz var. Büyük zaferler kazandığımız gibi ağır bedeller ödediğimiz vakalar ve ağır bedeller ödeyen vatanseverler de vardır. Vatanseverliğin bedelini canı ile ödeyen kahramanlarımızdan biri de Boğazlıyan Kaymakamı “Milli Şehit” Kemal Bey’dir.

Teselya eşrafından Gümrük Müdürü Arif Bey’in oğlu olan Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, 1884 yılında Beyrut’ta doğdu. Antalya ve İzmir Liseleri’nde okudu. Mülkiye’den pekiyi derece ile mezun oldu. Mülkiye’yi bitirdikten sonra 1908’de Beyrut Vilayeti Maiyet Memurluğuna dâhil oldu. Kemal Bey, 1909 yılında Cezair-i Bahri Sefid (12 Adalar Valiliği) maiyet memurluğunda stajını bitirip kaymakam oldu. Bir yıl Rodos İdadîsinde Türkçe ve Sosyal Bilimler öğretmenliği yapan Kemal Bey, 18 Aralık 1911’de asıl mesleğine dönerek sırasıyla Doyran, 1912’de Gebze, 1913’de Karamürsel, 1915’de Boğazlıyan Kaymakamı görevlerini yürüttü.

Büyük rüyâları, büyük milletler görürler; büyük belâlara büyük milletlerin mâruz kaldığı gibi… Kemal Bey’in yaşadığı dönem Türk milleti için büyük belâların arka arkaya geldiği zamanlardır. Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları ve akabinde I. Cihan Harbi… Osmanlı Devleti’nin içine düştüğü bu durum emperyalist devletlerin iştahını kabartırken içimizde yaşayan azınlıkları da iyice şımartmıştı. Osmanlı Devleti birçok cephede düşmanla mücadele ederken azınlıklar ülkenin değişik bölgelerinde isyân başlatmışlardı. Özellikle Ermeni isyân hareketlerinin Anadolu’nun büyük bölümünde ortaya çıkması üzerine ülke içinde asayişi sağlamak ve halkın güvenliğini yeniden tesis için Ermenileri isyân ettikleri bölgeden uzaklaştırmak, Ermeniler üzerindeki yabancı nüfuzunu etkisiz kılmak için yine Osmanlı toprağı olan başka bölgelere yerleştirme kararı alındı.

Osmanlı Devleti’nin çıkardığı bu kanuna uymayan Ermeniler, Anadolu’nun birçok bölgesinde olduğu gibi Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesine bağlı köyleri de ateşe vermişler, duruma müdahale etmek üzere bölgeye gönderilen jandarma kuvvetlerine de ateş etmişlerdi. Durumun başkente bildirilmesi üzerine Sadrazam Talat Paşa imzasıyla 14 Mayıs 1331(1915) tarihinde yayınlanan yasa şifreli bir telgrafla Boğazlayan Kaymakamı ve Yozgat Mutasarrıf Vekili olan Kemal Bey’e gönderilmiş ve gereğinin yapılması istenmiştir. Gelen emir; “Kazanın dâhilinde bulunan bilumum Ermenileri 24 saat zarfında yola çıkaracaksınız, bunların sevk edileceği istikâmet Suriye’dir. Şifrenin alındığının acele bildirilmesi” şeklindedir. Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey de her devlet memurunun yapması gerektiği gibi emri yerine getirmiş, mesele ile bizzat ilgilenerek Ermeni isyânlarını sona erdirmiş ve Boğazlayan bölgesindeki Ermenileri Suriye’ye göndermiştir. Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in başarılı çalışmaları tehcir olaylarını takip eden Ermeni Patrikhanesi ve tehcir ile alâkalı bir kurul oluşturan İngiltere Sefarethanesi’nin de dikkatini çekmişti.

Osmanlı Devleti’nin I. Cihan Harbi neticesinde mağlup olan tarafta yer alması, Ermeni tehcir olayından sonra Avrupa’da başlayan “Ermenilere Katliam Yapıldı” iddialarının yoğunluk kazanmasına sebep oldu. 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan hemen sonra İtilaf Devletleri donanmasının 13 Kasım 1918’de, hem Osmanlı padişahının ikametgâhı, hem de devlet başkanlığı makamı olan Dolmabahçe Sarayı’nın önüne demirlemesi ile azınlıklar tekrar organize olmaya başladı. İngilizlerin destek ve kışkırtması ile iyice şımaran Ermeniler teşkilatlanarak öfke ve kinlerini kusmaya başladılar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir