Batı’da ve Türk Toplumunda Yeni Dinsel Hareketler
31 Mayıs 2016
Dünya’da ve Türkiye’de Laiklik, Özgürlük ve Demokrasi İlişkisi Üzerine
31 Mayıs 2016

Laiklikten Sekülerliğe

Yeniden Tartışmaya Açılan “Laiklik”

Türkiye’de hep gündemde olan ancak uzun zamandır tartışılmayan laiklik, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın İstanbul Üniversitesi’nde yapmış olduğu konuşmayla Türkiye’nin gündemine yeniden girmiştir. Anayasa yazım çalışmaları kapsamında, yasama gücünün başkanının “Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır. Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lâzım…’’ demesiyle başlayan, ülkemizin gündemini yoğun bir şekilde meşgul eden bu çarpıcı açıklama sonrasında Meclis Başkanı, “Yeni anayasaya ilişkin şahsî düşüncelerimi ifâde ettim” demiş olsa da, yoğun eleştirilere mâruz kalmıştır. Kıdemli bir hukukçu ve siyasetçi olan TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın “Yeni Türkiye Konferansları ve 6. Yeni Türkiye ve Yeni Anayasa” konulu konferansta yaptığı konuşma, yeniden laiklik tartışmasını ülke gündemine getirmiştir. Akademik tezlerin savunulduğu ve tartışıldığı İstanbul Üniversitesi Rektörlük Doktora Salonu’nda, İslâm Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği tarafından 25 Nisan 2016 tarihinde düzenlenen etkinlikte “sekülarizm” konusu da tartışmanın içerisine dâhil edilerek, laiklikten sekülerliğe geçişin sinyalleri verilmeye çalışılmıştır.

Aslında hem “laiklik” hem de III. Milenyumla birlikte Türkiye’nin gündemine oturan “sekülerlik” kavramının Türkiye’de tam anlamıyla bir tanımının yapılmaması, bu iki kavramın sanki metafizik alandan gelen emirlermişçesine tabulaştırılması, daha da önemlisi konunun açık uçlu bırakılarak, yoruma açık birer aygıt hâline getirilmesi, halk nezdinde ikileme yol açmıştır.
İşte bu makale kapsamında, dinî özgürlüklerin teminatı olan “laiklik” kavramı tarihi perspektif içerisinde irdelenecek, siyasal İslâm’a karşı yapay bir din hüviyetine büründürülmek sûretiyle toplumu kategorize etmeye çalışılarak, araçsallaştırılan bu kavramın yerine getirilmeye çalışılan sekülerliğin arka planı konusunda çıkarımlarda bulunulmaya çalışılacaktır.

Etimolojik Açıdan Laiklik Kavramı

Lâiklik dilimize Fransızca “laic” sıfatından girmiş ve Cumhuriyet’le birlikte halkımız tarafından benimsenmiş ve kırsal kesimde dâhil olmak üzere yaygın bir biçimde uyum da sağlanmıştır. Atatürk TBMM’de başkanlık ettiği bir oturumda tanınmış din bilginlerinden birinin kürsüden alaylı bir tavırla “Arkadaşlar bir laikliktir gidiyor. Affedersiniz bu laikliğin mânâsını anlamıyorum’’ sözlerine, elini kürsüye vurarak, “Adam olmak demektir hocam, adam olmak” yanıtını vermesi laikliği “adam olmak” deyimiyle özdeşleştirmiştir. Diğer bir deyişle Atatürk Cumhuriyet’in temeline kültürle birlikte laikliği yerleştirmiş, en kısa ve veciz ifâdesiyle laikliği, “adam olmak” şeklinde formüle etmiştir. “Adam olmak, adam gibi adam olmak” tabiri öylesine benimsenmiştir ki, halk tarafından “laiklik vatana ve millete lâyık olmak demektir” biçiminde de kullanılır hâle gelmiştir. Aslında, daha derinlemesine bir bakış açısıyla, bu sözcük Eski Yunanca’da, site devletinde, ruhban (Kleros) sınıfı dışında kalan halk için kullanılan “Laikos” sözcüğü ile “halkın bizzat kendisi” bütünleştirilmiştir. En salt ve basit tanımıyla “halka âit” olarak tercüme edilebilecek olan “laiklik” din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Diğer bir deyişle bu dünyaya gelen insanoğlunun öteki dünyaya, ahirete âit bir uhrevî, bir de dünyevî işleri bulunmaktaydı. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması işte bu görüşün eseri olarak günümüze kadar gelmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir