Ege Denizi Jeopolitiği
28 Haziran 2016
Güvenlik Politikalarında Arap Baharı ve Türkiye’ye Yansımaları
28 Haziran 2016

Türk Siyasetinde Darbe Girişimleri – 21 Ekim Protokolü

27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat tarihleri, Türk siyasî hayatının yakın dönemdeki önemli tarihlerdendir. Ordunun mevcut durumdan vazife çıkararak siyaset kurumuna müdahale etmesi, terminoloji tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Özellikle ihtilâl mi darbe mi sorusunun odağında olan 27 Mayıs, parlamentonun açık kalmasından dolayı darbe olarak değil muhtıra olarak adlandırılan 12 Mart ve postmodern tanımıyla diğer müdahalelerden ayrı tutulan 28 Şubat, tartışmaların içerisinde iken siyasetin bütün tarafları değerlendirmelerde asgari müşterekte buluşulan tek tarih 12 Eylül’dür. Tabiî Türk siyasî hayatında bu darbeler neticeye ulaşması ile takvime düşmüşlerdir. Bunların yanı sıra bir de takvimlere düşmeyen teşebbüsten ibaret olanlar da vardır. Seyfi Kurtbek’in yapılanması, Talat Aydemir’in iki girişimi, 9 Martçılar, Madanoğlu cuntası hemen akla gelenlerdir. Demokrat Parti döneminde ortaya çıkan dokuz subay hâdisesini ise teşebbüs başlığına almak yanıltıcı olabilir. Nitekim dokuz subaydan biri olan Faruk Güventürk, daha sonra 27 Mayıs’ı gerçekleştiren Millî Birlik Komitesi’nde etkin rol oynamıştır.
Darbe girişimleri arasında yazılı metni olan bir teşebbüse uzanalım. Bu çalışmada 27 Mayıs’ın ertesinde tekrar demokratik düzene geçilen 15 Ekim 1961 seçimleri sonrası yaşanan 21 Ekim protokolünü ele alacağız. Yeni kurulan demokratik düzene, “İkinci Cumhuriyet” ismini veren kesimlerin aksine güdümlü siyaset dönemi denilmesinin sebebi netleşirken, cumhuriyetin kurulan ilk koalisyon hükümetinin zoraki nikâhtan çıktığı tespitinin kaynağına iniyoruz.

15 Ekim 1961 Seçimleri

27 Mayıs’ın ertesinde her ne kadar seçimlerin üç ay içerisinde gidileceği duyurulmuş olsa da Milli Birlik Komitesi içerisindeki tartışmalar sonunda Türkiye’de seçimlerin kısa sürede gerçekleşmeyeceği anlaşıldı. Devrilen DP’lilerin yargılanmasına dair de 27 Mayıs’ın ilk günlerinde Millî Birlik Komitesi’nin bir kararı yokken öğretim üyelerinden oluşan bir komisyonun yargılanma önerisi kabul edildi ve Yassıada mahkemeleri kuruldu. Bu süreçte Millî Birlik Komitesi, birliğini muhafaza edemedi ve görüş ayrılıkları üzerine, literatüre iç darbe diye geçen 13 Kasım hâdisesi yaşandı. Millî Birlik Komitesi’nden 14 subay çeşitli yurt dışı görevlerine gönderildi. Ara dönemin uzaması bir başka neticeyi de beraberinde getirdi. 27 Mayıs’ta aktif rol oynamayan subaylar Silâhlı Kuvvetler Birliği adı altında yeni bir oluşuma gitti. Yassıada mahkemelerinden çıkan idam cezalarının infazında Silâhlı Kuvvetler Birliği’nin ağırlığı hissedildi. Bu esnada Kurucu Meclis çalışmalarına başladı ve yeni anayasa hazırlanarak seçmenin onayına sunuldu. Siyasî partilerin faaliyetlerine izin verilmesiyle de yeni partiler kuruldu.

27 Mayıs’ın ilk günlerinde Genelkurmay Başkanı olan, sonra emekliye sevk ettirilen Ragıp Gümüşpala Adalet Partisi’ni kurdu. Geçmişinde DP Kocaeli milletvekilliği yapmış ancak 1955’de İspat Hakkı meselesinde Hürriyet Partisi’ne katılmış olan Ekrem Alican Yeni Türkiye Partisi’ni kurdu. Bu iki parti de DP’nin mirasçısı konumunu seçmişlerdi. Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi, yeni isimlerle kadrosunu takviyelerken ara dönemde en çok gündemde olan Cumhuriyet Halk Partisi oldu. Seçimlerin 15 Ekim’de yapılacağının duyurulması ile seçim çalışmaları başladı. CHP, çoğunluğu kazanarak seçimlerden güçlü çıkacağını planlamakta idi. Hatta İnönü’nün damadı Metin Toker’in tekzip etmesine karşın o günlerde seçimleri kazandıktan sonra İnönü’nün Cumhurbaşkanı, İsmail Rüştü Aksal’ın da Başbakan olacağı konuşuluyordu. Silâhlı Kuvvetler Birliği CHP’ye mesafesini korurken, AP ve YTP’ye antipatisini açıkça vurgulamaktan geri kalmadı. Bu atmosfer içerisinde sandıktan beklenmedik bir sonuç çıktı. CHP %36.74, AP %34.80, CKMP %13.95, YTP %13.72 oranlarında oy aldı. Nispi temsil sistemiyle yapılan seçimler sonunda CHP 173, AP 158, CKMP 54, YTP 65 sandalye çıkardılar. TBMM’de sandalye dağılımı sonucunda hiç bir parti tek başına iktidar olamadı. Senatoda da AP 71, CHP 36, YTP 27, CKMP 16 senatöre sahip oldu. DP’nin siyasi mirasçısı konumundaki AP ve YTP, CKMP’yle de anlaştığı takdirde, anayasayı dahi değiştirebilecek bir vekil ve senatör sayısına ulaşmış oldu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir